Geçen Gün Arkadaşlarla Londra’daydık

Bu hafta sonu alışveriş için Dubai’ye gitmeyi planlıyorum dediğinde anlamıştım moda eğitimi alıyorum ama yanında uçak bileti vermiyorlar gerçeğini. Bu işe gönül vermiş veya iş olsun diye gönlünü bu işten yana kullanmış her Türk kızı mutlaka ülkesinden kendini soyutlayıp bu ülkede moda olmuyor şekerimciliğe yönelecektir. Canım bu Amerika’da çok ucuz demek için hiçbir eğitime ihtiyacınız yoktur veya Londra’daki tüm mağazaları gezmek için size sertifika vermezler. Ülkemizde alınan moda eğitimi genelde bu gezmeleri en rahat nasıl anlatabiliriz, hangimiz en az Türk gibiyiz bunu göstermek için varlar sanki.

Geçen seneye kadar hayatımda Kıbrıs haricinde hiç yurtdışına çıkmamıştım. Moda işinde olan her kız gibi hayalimde Paris’deki butikler veya Milano’daki moda haftaları yoktu. Tek görmek istediğim yer Floransa’ydı ve tek yaptığım müze gezip tatlı yemeye çalışmak oldu. Moda açısından alakasız olduğundan huzurla gezdim ve ülkeme döndüm. Geçen aylarda Londra sevdalısı arkadaşımın arzusuna daha fazla karşı çıkamayarak oraya gitmeye karar verdim. Ama bu sefer işler başkaydı orada mağazalar vardı moda vardı. İnsanlar dönüşümde benden bu konuda bir şeyler bekleyeceklerdi. Floransa’daki Gilli’de yediğim kruvasanlar gibi değildi işin içinde Harrods vardı Harvey Nichols vardı. Dünyanın her yerinde tatlı vitrinlerini ayakkabılara tercih eden bir insan olarak orada yıllarını geçirmiş arkadaşımı şaşkına çevirecek derecede şeker ve çikolatacı dükkânı gezdim. Yine de bildiğim ve gördüğüm o kadar şeyin hatırına merak da ediyordum, işin özünde neler dönüyor. Bu yüzden Harrods’un yemek bölümünden çıkıp üst kata gitmeye karar verdim. Çeşitliliğin fazla olmasını, tasarımcıların son ürünlerini yakından görebilmeyi ve bunun gibi moda hislerini geçiyorum beni tek etkileyen şey satış elemanlarıydı. Zaten ben bu gezimi moda olarak anlatsam bile moda kalenderi Türk kızlarımız bunları yalayıp yutmuş olduklarından yazdığım bu yazı bile çok komik gelebilirdi onlara. Her konuda acayip bir şeye odaklandığım için Londra yollarındaki sakız lekeleri kadar satış elemanlarının bu kadar sıcak olmasına kafayı taktım. Olması gereken bir şeye bu kadar şaşırıyor olmamın sebebi Türkiye’de lüks sayılabilecek bir mağazaya normal bir vatandaş olarak girmenin Tübitak’a araştırılmaya giriyormuş gibi hissiyatta olması. Mağaza desen aynısı hatta daha büyüğü ve prestijlisi ama görevli neredeyse seni kucağına alıp gezdirecek olanından. Turist olarak her istediğini giyme lüksü onların umurunda bile değil. Eşofmanımla araba fiyatına satılan çantayı havaya atıp tutabilirim istersem eşarbı kafama sarıp ben biraz gezeyim diyebilirim, bana bu rahatlığı sunuyorlar. Floransa’daki bazı lüks mağazalara girince de böyle bir ilgiyle karşılaşmıştım ama muhteşem David varken gelip onlarla ilgilenip lütfetmemiz yüzünden öyleler sanmıştım. Oysa mağazada çalışmanın sizden daha çok değer verilen ayakkabıyı canınız pahasına savunmak değil, müşteriyi memnun etmek olduğunu anlamışlar.

Türkiye deki Harvey Nichols mağazasında bir kere parfüm sormuştum bizde NİŞ (yeni havalı tabirlerinden) markalar var demişlerdi, umarım bir gün Londra’daki mağazayı görme şansları olur da gelirken bana da çikolatalı kek getirirler.


Tambirleydi hakkında


One Response to Geçen Gün Arkadaşlarla Londra’daydık

  1. Gürkan says:

    Bloğunuzu ve yazılarınızı beğendim. Elinize sağlık. Üretmek her zaman güzel. Yurtdışına çıkmayı ben de çok istiyorum ama bakalım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑