AKYAKA 2017

Processed with VSCOcam with f2 preset

Şu yazı hayatımda yazdığım kaçıncı Akyaka yazısı kim bilir… Neyse muhtar olmak bunu gerektirir yapacak bir şey yok. Bilmeyenler için özet geçeyim, 2001 yılından beri Akyaka’da yaşıyoruz, daha doğrusu annemle babam sürekli orada, ben de yazları orada takılıyorum. Ailem 10 yıl boyunca Akyaka’da otel işletti ve sonra oteli kapatıp emekli hayatlarına geçti. Bu yüzden sizlerin son zamanlarda adını duyduğu bu memleket benim çok uzun zamandır hayatımın bir parçası olduğundan evet, Akyaka için en doğru yazıyı okuyorsunuz.

 Daha önceki yazılarımdan farklı olarak bunu bölüm bölüm yazacağım ve fotoğraflar olmayacak çünkü dediğim gibi bu daha pratik ve bana sorulan tüm soruların cevabı niteliğinde bir yazı olsun istiyorum.  Snapchat’de de belirttiğim gibi ( @tambirsnap ) Akyaka son yıllarda oldukça değiştiği için eski yazım biraz fazla eski kaldı ve güncellenmesi gerekti. Fotoğraflar ve eski yazım için şuraya bakabilirsiniz: akyaka dedikleri  Ayrıca Instagram’dan beni takip edebilirsiniz: @tambirleydi

Gelelim ahiret sorularına:

Nasıl Gidilir?

 

Yani bu teknolojide hala ülkede nereye nasıl gidilir bilmiyorsanız… Neyse hadi tatil heyecanına veriyorum. Gerçi bazen “Akyaka nerde ya” diyenler de olmuyor değil bu yüzden anlatayım. Tam olarak Muğla ile Marmaris’in ortasında diyebilirim. Uçakla Dalaman’a iniyorsunuz oradan 45dk uzaklıkta Akyaka bulunuyor. Özellikle İstanbul’dan arabayla gelecekseniz de Yenikapı- Bandırma feribotuna binip Susurluk, Manisa, İzmir, Aydın yolunu izlerseniz Muğla’ya ulaşıyorsunuz. Muğla Akyaka arası 27 km.  Afyon –Denizli üzerinden de gelebilirsiniz ama o yol çok sıkıcı ve kendimi bildim bileli yol çalışması yapılıyor. Son durumunu bilmiyorum ama, sizin tercihiniz artık.  Yolda sucuk ekmek mi yiyeceksiniz yoksa Manisa Kebabı mı ona karar verip çıkın yola… Güya pratik yazı olacaktı şu geldiğim konulara bak.

Nerede Kalalım?

İşte geldik en kilit konulardan birisine. Biz ilk gittiğimizde Akyaka’da 3 pansiyon 2 otel vardı zaten birisini biz işletiyorduk. Ona denk gelememeniz çok üzücü ama zamanında Akyaka’ya gelen herkes Ziraatçılar Otel efsanesini bilir. Neyse bu ölü yatırım reklamı geçip asıl konuya geliyorum… Şu aralar küçücük  Akyaka’da benim bile adını ilk kez duyduğum bir sürü pansiyon açıldı. Birbirinden çirkin mimariye sahip veya sonunda HAN olan tuhaf oteller de cabası. Bir han modası var yani, çözemiyoruz sebebini. Akyaka’nın kendisine özel bir mimarisi var ve (güya) bu mimarinin dışına çıkmak yasak. Nail Çakırhan’ın kemiklerini sızlatan yapılar görmeniz mümkün ama genelde evler aynı tip sayılır, oteller de öyle.  Burada vermeniz gereken en önemli karar hangi bölgede konaklamak istediğiniz. Zaten bir karış yer ama Azmak Nehri ve deniz tarafı gibi seçenekler var. Azmak Nehri’ne yakın oteller benim her zaman tercihim çünkü akşamları nehirden gelen bariz bir serinlik var.  Azmak otelleri arasında kuşkusuz en ünlüsü Ottoman Konak ve Ottoman Palas. Bununla birlikte Azmak Han otel de var, evet o han meselesi ama yeni yapıldığı için kendisi oldukça havalı. Deniz tarafında Akyaka’nın en eski ve en büyük oteli Yücelen var ve burası özellikle çocuklu aileler için çok uygun. Çünkü denizin dibinde ve apart seçenekleri de var.  Denize yakın bölgelerde  apartlar ve pansiyonlar var ve genelde hepsi aynı tip. Zaten gelip şöyle bir gezindiğinizde anlıyorsunuz.  Çok büyük bir yer olmadığından eğer çoluklu çocuklu kaynatalı gelmiyorsanız konumunuz o kadar da önemli değil derim ben.  Bir de Akyaka’nın içine 2-3 km olan Maden İskelesi var ve burada da ufak oteller mevcut. İskelem Otel mesela bunlardan birisi. Bu bölüm biraz daha izole ve sahili yok, direkt denize atlıyorsunuz ve güneşleniyorsunuz. Yani arabalı gelmeniz gerekiyor,  çocuklu aileler çok tercih etmiyor, dediğim gibi sahili yok. Gerçi biraz ilerisinde Çınar Plajı var ama orası da… oraya sonra geleceğiz üzgünüm okumaya devam.

Bunlar haricinde orman kampının içerisine çadır kurup tatil yapabilirsiniz ki bu çok popüler. Ormanın içinden denize girmek de sahilden çok daha keyifli ayrıca.  Bununla birlikte Akçapınar, Gökova gibi Akyaka’ya 5-10 dk. mesafede de son zamanların getirdiği popülerlikten yeni oteller ve pansiyonlar açılmış durumda, arabayla geliyorsanız buralar da güzel birer alternatif.  Kite yapanlar genelde No:22’de kalıyor ve burası özellikle akşamları keyifli oluyor, arada canlı müzik de yapıyorlar.  Sosyalleşme ortamı açısından en bereketli yer burası diyebilirim. Gerçi kite yapmıyorsanız biraz alakasız oluyor çünkü herkes ama herkes sizinle tanışır tanışmaz kite?? sorusunu soruyor. Yani sörf yapmaya gelmediysen ona göre tavrımı alırım gibisinden. Yok biz kite yapmıyoruz biraz müzik dinleyip duracağız diye takılıyoruz genelde.  Bunu da es geçmeyeyim dedim.

Ne Yiyelim?

Pis boğazlı olduğumdan mıdır nedir, en çok bu soru geliyor bana doğal olarak.  İnsan tatilde ne bulduysa onu yemez mi ya, ne zamandan beri böyle gurme olduk anlamıyorum.  Bulduğun ilk gözlemeye atlayacaksın, denizden çıkıp dandik burger yiyeceksin, akşam da artık köfte mi denk gelir balık mı, şansına ne çıkarsa… Kimse kusura bakmasın da benim yazlarım böyle geçti yıllarca. Her gittiği yerde vasıfsız sufle öven bir millet balık ekmekçi beğenmez oldu. Neyse niye sinirlendiysem yine pratik yazımı mahvediyorum… Akyaka ile ilgili en önemli şey kendisine özgü bir tadının olmadığıdır. Yani tabii ki favori yerlerim var ama bu favori yerlerimde Alaçatı veya Bodrum gibi gurme lezzetler yok. Zaten oradakiler gibi bir restoran da yok, hani o amaçla gelen gelmesin. Azmak kenarı balık restoranları dolu ve neredeyse hepsi birbirinin aynısı.  Benim içlerinden favorim Olta, çünkü sahibini tanıyorum ve yıllardır ailecek onun mekanında yemek yeriz. Olta’nın kahvaltısı da akşam yemeği de güzeldir. Kendisine has bir tatlısı var ve aslında hiç yazlık değil ama gerçekten efsane, tahinli krep.  Azmak Nehri o kadar güzel ki size taş da yedirseler lezzetli geliyor, aslında genel olarak durum bu. Son yıllarda Akyaka’nın çarşı denilen sahile yakın kısmına birbirinden çirkin mekanlar açıldı, kokoreççi köfteci filan var ama açıkçası hiç denemedim. Güzelim ortamı öyle bir değiştirdiler ki, tatları güzel bile olsa hiç ilgimi çekmiyor. Eski , sakin ve güzel halini bildiğim için duygusal davranıyor da olabilirim gerçi ama öyle, yapacak bir şey yok.  Benim gözdem Konyalı, biz Akyaka’ya gittiğimizden beri aynı gözlemeyi, tostu aynı lezzette yapıyor. Patatesli gözlemesi bana göre en iyisi, sadece Akyaka için değil genel olarak iyi. Benim yoğun ısrarlarım üzerine çikolatalı gözleme de yapıyor ve tabii ki o da çok güzel. Beyaz ekmeğe kaşar, sucuk, ketçap, mayonez koyup yaptığı dünyanın en normal tostu ise mükemmel.  ( Ne yazık ki burada bir güncelleme yapmak zorundayım, Konyalı kapanmış bu sene. Gerçekten benim için aşırı üzücü bir şey oldu bu. Akyaka’ya geldiğimden beri aynı olan nadir şeylerden birisiydi. Galiba yakında hiçbir yer kalmayacak, bu sene bunu daha iyi anladım )Bir de Big Bite Burger vardır o da baya eskidir, bir diğer favorilerimden kendisi. Geçen senelerde açılan kahvecimiz Asos ise aynı yerinde hizmet veriyor ve bu sefer eylül ayında da açık olacaklarını söylediler.  Bu arada her sene Temmuz civarı Akyaka’ya gidiyorum herkesin sandığı gibi Nisan’da değil…Yeni açılan yerleri de artık her sene olduğu gibi Snapchat’den, Instagram’dan  falan takip ederseniz öğrenirsiniz. Biraz da kendi reklamımızı yapalım ama insaf…

Nereyi Gezelim?

Yerleştirdim, karnınızı doyurdum yetmedi, bir de gezdireceğim öyle mi? Neyse yine leydilik bende kalsın…  Akyaka konum olarak aslında çok ideal bir yerde.  Ortalama olarak Bodrum’a 130 km, Marmaris’e 33 km, Muğla’ya 27 km, Fethiye’ye 100 km, Datça’ya 100 km uzaklıkta.  Yani araba ile gelirseniz çevreyi gezmeniz oldukça kolay olacaktır.  Datça yolu biraz iç kıyıcı ama görülmesi gereken yerlerden. Km uzaklıklarını ortalama yazdım bu arada, mesela Bodrum’a arabayla 1 saatte gidilebiliyor. Her neyse Akyaka’nın içindeki sahil git git git aynı yerde kalan sığ bir sahil, yukarda da bahsettiğim gibi çocuklu aileler için ideal.  Kum ıslak ve çamur gibi, hani öyle bembeyaz kumlar hayal etmeyin derim. Ayağınız asla yanmıyor ama, en azından yani. Eğer soğuk su seviyorsanız Azmak Nehri’ne de girebilirsiniz çünkü aslında kıyı koruma kanununa göre yanına araba bile park edilmesi yasak olan nehrimize isteyen herkes girebiliyor. Yine yasak olmasına rağmen tüm kıyı boyunca delicesine, dünyanın sonu gelmişçesine  piknik yapan insanlardan fırsat bulursanız nehre girebilirsiniz.  Aynı şekilde sahildeki minik limandan Azmak için küçük tekneler kalkıp tur yapıyorlar ve evet aslında bunun da yasak olması lazım. Sezonda mülteci teknesine dönen bu seyahati biraz daha yüksek ücret vererek sakince yapabilirsiniz. Tabii ki insanlar gezi esnasında  son ses müzikle göbek atıyorlar, bu yüzden gezmek istiyorsanız elinizi cebinize atın. Bu teknelerin kalktığı yerde aynı zamanda balık ekmekçiler var ve genelde mezgit yapıyorlar, seviyorsanız aklınızda bulunsun.  Yine limandan büyük tekne turlarına katılabilirsiniz. Sedir Adası,  Akbük Koyu İngiliz Limanı, Lacivert Koy gibi muazzam güzellikte yerlere gidiyor bu tekneler. Bir tavsiye daha vereyim, aralarında müziksiz tur oluyor, eğer tüm tur boyunca karışık havalarda son ses gezmek istemiyorsanız sizin için ideal bir seçim olacaktır. Bu arada tekne turlarının fiyatlarını çok fazla soran oldu, özellikle öğrendim, artık hepsi 50 liraymış, sabit ücret olmuş yani. Sedir Adası’na girişte ayrıca ücret veriyorsunuz ( müze kartı olanlar hariç ) ama o kadar da olsun artık, hem güzelim yerleri gez hem de bedava olsun… Yok öyle.  Özel tur isterseniz o da var, yine eli cebe atma vakti geldi yani… Çok büyük bir liman olmadığından zaten turlar da aşırı değil, seçmeniz zor olmayacaktır.  Orman kampı da mutlaka gezip görmeniz gereken bir yer, buradan denize girmek de sahilden daha iyidir. Özellikle sabah erken denize gitmeyi seviyorsanız büyülenebilirsiniz, öyle söyleyeyim. Tüm bunların arasında benim favorim Akbük Koyu. Burası da önceden pek bilinmeyen ama son yıllarda piknikçi akınına uğrayan bir yer ama klişe tabirle adeta bir cennet.  Burada denize girdiğiniz zaman başka bir yer sizi asla mutlu etmeyecek, benden söylemesi. Akbük Akyaka’ya yaklaşık 35 km uzaklıkta. Harika ama virajlı bir yolu var. Önceden hiçbir şey olmadığından yiyeceğinizi kendiniz götürmek zorundaydınız ama artık çeşit çeşit restoran var. Bu sene Akbük de çılgınca kalabalık olan yerlerdendi, artık insanlara gidin demeye korkar oldum, yer bulamadık diye dönen çok oldu çünkü. En iyisi tekne ile gezmek, benden söylemesi. Biraz manzara isteriz derseniz de Muğla yoluna çıkıp biraz gidip Sakar Tepesi’ne çıkmalısınız. Tüm Gökova’ya hakim mükemmel bir manzarası var ( yazının başındaki fotoğrafım da oradan ) . Tostu ile meşhur olan ama bence abartılan Akçapınar’da bir başka alternatif. Yani çılgınca övülüyor ama Konyalı’dan iyi değil bence. Yine de siz gidip yiyin sonra bize söylemedin demeyin.  Buraya Akyaka’nın Gökova’ya gidiş yolundan giderseniz mükemmel bir ağaçlı yoldan geçersiniz, herkes size burası aşıklar yolu diyecek ama inanmayın, orası Kral Yolu. Zaten girişte de tabii ki zamanında soyulmuş kral mezarları var.  Akçapınar’dan bisiklet kiralayıp o ağaçlı yolda bisiklete binebilirsiniz.  Aynı zamanda Instagram için de bir cennet, ağaçlı yolun like’ı bol, bana güvenin.  Yukarda bahsettiğim Maden İskelesi’nin ilerisindeki Çınar plajı ise taşlık bir plaj, yani kumlu değil. Burası da özellikle ilk geldiğimiz zamanlar en favori yerimizdi ama çılgınca pijamalı piknikçi akımı yüzünden bir süredir gidemiyoruz. İnsanların piknik yapması değil, aşırı kalabalıktan yer kalmaması gibi bir rahatsızlık durumu var. Araba park etmeye bile yer kalmıyor.  Denizi harika ama, zaten Çınar kaynağı var ve orası da Azmak kadar soğuk, denize karışıyor ve deniz de bu yüzden çok soğuk.  Buraya da sabah erkenden gitmenizi tavsiye ederim. Tüm bu saydıklarımı boş verip eğer Azmak kıyısı veya güzel manzaralı bir yerdeyseniz hiçbir şey yapmadan tüm gün nehri veya Gökova Körfezini izleyebilirsiniz. Zaten tatil bence hiçbir şey yapmama özgürlüğüdür, bunun içinde gezi planı da dahil.

Önemli, İsyankar ve Kişisel Notlarım:

 *

İlk ve en önemli söyleyeceğim şey hafta sonları ve bayramlarda Akyaka’ya gelmeyin olacaktır. Ne yapalım başka tatilimiz yok diyorsanız da geldiğinizde kalabalıktan şikayet etmeyeceksiniz yapacak bir şey yok. Bayramlarda ne kadar sevimsiz olduğuna ben bile inanamıyorum, hele de ilk kez gelen birisi için şok edici olabilir. Huzurlu bir tatil istiyorsanız tatillerde buradan uzak duracaksınız. Bu sadece temmuz ve ağustos için geçerli ama, diğer aylarda çok daha sakindir.  Sonra gelip bana hiç sizin fotolarınızdaki gibi huzurlu değil diye şikayet etmeyin bak… Son yıllarda bu tip isyanlar geliyor çünkü. Ama ben uyarıyorum, gerçek bir Akyaka huzuru istiyorsanız Haziran, Eylül ve Ekim aylarını tercih etmelisiniz. Zaten bu tüm beldelerimiz için geçerli, artık bunu bilmeyen kalmadı. Ama temmuz ağustos ayında gelecekseniz de hafta sonuna denk getirmeyin işte, yapmayın şunu… Hem uçak biletleri de pahalı olur hem trafik yoğun olur. Gelin şunu hafta içi yapalım, hepimiz huzur bulalım.

** 

Akyaka’nın kendi sahilini çok fazla tavsiye etmiyorum çünkü insanlar kapasitenin üstünde ve oldukça pis kullanıyorlar sahili. Özellikle hafta sonları ve öğleden sonraları berbat çamurlu bir su görebiliyorsunuz sadece.  Mavi bayraklı bir denize göre ne yazık ki oldukça vasat ve sevimsiz bir ortam var. Akyaka’daki bu aşırı kalabalık, alt yapı yetersizliği ve çöp meselesinin sebebi belediyesinin olmaması, daha doğrusu  belde iken  birden Ula’ya bağlı bir mahalle yapıldığından biraz başıboş kalmış durumda. Bu yaz ne halde olacak bilemiyorum ama geçen yaz her açıdan felaketti. Bu kadar kalabalık ve pis bir Akyaka hiç görmedim… İnsanlar yasak demeden buldukları her yere park edip her yerde piknik yapabiliyorlar ve ne yazık ki bir yaptırım yok.  Bunları neden yazıyorum, gelip gördüğünüzde şaşırmayın diye. Temmuz- Ağustos aylarında Akyaka bambaşka bir yer oluyor. Beni Instagram’dan takip edip gelenler oluyor mesela, bana kızıyorlar hiç sizin fotoğraflarınızdaki gibi huzurlu ve temiz değil diye.  Benim evim orada ve tüm bunlardan izole olabiliyorum fakat 3-5 günlüğüne tatile gelenler tüm bunların göbeğine düşebiliyor.  Mangal yasak olduğu halde Akyaka’nın göbeğinde mangal yapan insanlarla dolabiliyor ortalık… Araba kaputunun üstünde yatanlar mı dersiniz, park için ayrılmış alana yatak döşek atanlar mı dersiniz, neler gördü bu gözler bir bilseniz. Herkes arkasında bir pislik bırakarak Akyaka’dan ayrılıyor ve bu konuda henüz hiçbir şey yapılmış değil.  Akyaka’da yaşayanlar her sene bu çiğnenen kurallar ve çöplerle mücadele ediyorlar ama henüz somut bir sonuç elde edemediler. Bu sene sezon sonunda Azmak’a girişin yasaklandığını duyduk, hatta bazı yerlere yasak tabelaları asıldı ama tam olarak insanlarımız buna uyacaklar mı bilmiyoruz. Şimdilik uyulduğunu görmedik, insanlar tabelaya baka baka yüzüyorlar resmen ve bir yaptırım, ceza da yok. Yazıya bir güncelleme getirmek istiyorum 2017′den,  Azmak yasağına hala daha uyan yok. Hatta bu sene yeni açılan bazı restoranlar nehrin içine masa koyup nargile servisi yapmaya başlamışlar. Bunları gördüğümüz yerde jandarmaya şikayet ediyoruz, siz de görünce aa ne güzel diyip bunların ekmeğine yağ sürmeyin, siz de şikayet edin. Nargile içmek isteyen yallah Arabistan’a, bu kadar basit. Muğla ve Ula Belediyesi bu tip durumlarda bir ceza vermekten hala daha uzak, turist gelsin de gerisi önemli değil diye düşünüyorlar sanki. Her seferinde kendilerine ulaşıp şikayet ediyoruz ama bir gelişme yok şimdilik. Umarım seneye daha iyi olur. Çünkü bu yaz da yukarda bahsettiğim çöplerden fazlasıyla nasibimizi aldık. Ben tüm kış Azmak Nehri’ne girme hayaliyle yaşıyorum, şu hayatta beni en mutlu eden şey bu ama ben bile girişin yasaklanmasına sevindim, etrafı temiz kalacak diye ama ne yazık ki şimdilik bu kurala sadece ailecek biz uyuyoruz gibi görünüyor. Bu sene Muğla  ve Ula Belediye Başkanları ile görüşüp bizzat şikayetlerimi ilettim. Kendilerinden özel iletişim numarası ve mail adreslerini aldım, burada karşılaştığımız tüm sorunlar için. Akyaka’da yaşamak ve burayı sevmek çiçeklerin ve Azmağın önünde fotoğraf çektirip gitmek değil ne yazık ki, umarım zamanla gelenler bunu anlar. Instagram’da gördüğünüz hayatımdan daha sorumluluk doluyum yani, bu böyle bilinsin, leydiyiz ama  yan gelip yatmıyoruz…

*** 

Gelirken yanınıza sivrisinek ilaçlarınızı alın mutlaka. Özellikle Azmak  kenarındaki yerlerden birisinde kalıyorsanız  en önemli ihtiyacınız sinkov tarzı bir şey olacaktır.  Sivriler çok ciddi bir sıkıntı yaratmıyor ama, akşam yemeği saatlerinde hücum edip sonradan kaçıyorlar. Hani gece uyutmayan sivri atakları pek olmaz ama yakarca diye bir sivri var o biraz dertli. Isırınca kocaman şişebiliyor ve insanlar telaşlanabiliyor, bizim de ilk yıllarda her yerimiz şişti sonradan alıştık. Hassas cildi olanlarda genelde oluyor zaten, eğer öyle duyarlı bir cildiniz varsa kaşıntı ve ısırıklar için kreminizi de yanınızda getirin.

**** 

Akyaka biraz diğer yerlerden izole bir yer ve akşam için eğlence temalı bir yer yok pek.  Yukarda bahsettiğim No:22’de bazen canlı müzik oluyor benim de favorim burası zaten ama genelde ufak barlar var ve hepsi aynı tip. Bu sene bir de Meyland diye bir mekan açılmış, oldukça kalabalık ve her önünden geçtiğimde beni şaşırtan bir yer çılgınca talep gördüğü için, Akyaka’da bu alışılmış bir şey değil çünkü. Bu sene bazı ufak tefek konserler de verildi bahsettiğim bu iki mekanda. Türkü bar var bilmem sever misiniz ama yer yer son ses saz sesleri yükselebiliyor. Yasak olduğundan 12’de müzik bitiyor zaten, yani kuralların uygulandığı nadir durumlardan birisi bu.  Kıyafet getirirken de bunu düşünün derim ben, erkekleri çok fazla etkilemez ama kadınlar için söylüyorum bunu. Hani yazın giyerim diye aldığımız o süper elbise ve şahane topuklu ayakkabı var ya, hah işte onu Akyaka’da ziyan etmeyin hiç.  Zaten yollar yokuş, hiç zorlamaya gerek yok. Alaçatı’da Bodrum’da veya Marmaris’te giyin o özel elbiseyi. Çünkü ben görünce şaşırıyorum insanlar bu kadar süslü bir şekilde Akyaka’da nereye gidiyor olabilirler diye… Ben sürekli aynı şeyleri giyiyorum açıkçası, Akyaka’yı sevme nedenlerimden birisi de bu. Neyse stil önerimi de yaptım artık daha ne yapayım.

Aklıma geldikçe ve Akyaka’ya gidip son durumu gördükçe bu yazıyı güncelleyeceğim. Hepsi siz daha güzel tatil yapın diye. Kıymetimi bilirsiniz umarım. İyi tatiller diliyorum….


Tambirleydi hakkında


15 Responses to AKYAKA 2017

  1. nese says:

    şuan mutsuzlukdan öldüm resmen :( ( 25-29 temmuz da o çok adını duydugum merak ettiğim akyaka tatil gelecektim, biletimi aldım otel arıyordumkı sitenizi tesaduf buldum. tam aradığım sorulara cevaplar var ama hepside içimi karartı :) ) deniz suyu soğuk, aşırı kalabalık piknikci olması, sivri sinek, sahilin olmaması … şu an gelmek için tek sebebim elimde kalan tekne turunda goreceğim koylar kaldı. :) vazgecmek üzereyim cidden temmuzda hersey korkuncmu?

    • tambirleydi says:

      Neşe Hanım siz mutsuzluktan ölmek istiyorsunuz bence, çünkü yazımdan çıkan sonuç bu olamaz :) Yazımda bayramlarda ve hafta sonları gelmeyin diyorum, yani sizin tarihlere baktım tam hafta içine denk getirmişsiniz işte, yazdığım gibi, neden ölesiniz geldi anlamadım :) Ayrıca sivrisineksiz sahil mi var, her yer böyle. Üstelik yine çok sorun olmadığını da belirtmiştim dedim ya sizin içiniz kararmaya dünden hevesli :) Temmuz ve Ağustos bana göre korkunç evet ama bu bana göre bir sorun. Ben burada uzun süre kalıyorum , en sessiz sakin zamanını bildiğimden bana kalabalık geliyor. Yoksa ülkede o aylarda neresi sakin ki zaten? Deniz suyuna yapabileceğim bir şey yok ama, diğer yerlere göre serincedir ama mesela benim için ideal bu. Yani şöyle bir durun, mutsuzluktan ölmekten vaz geçin , güzel tatilinizi düşünün derim ben. Eğer severseniz 2. gelişiniz Haziran veya Eylül’de olsun, bu sefer beni daha iyi anlayacaksınız. Şimdiden iyi tatiller diliyorum…

    • M. Şahin says:

      Neşe hanım sanırım yanlış bi kanıya vardınız :) Deniz suyu soğuk değil aksine oldukça sıcak, hele birde akşam veya gece giriyor iseniz harika derecede sıcak ;) soğuk su sevenler için Azmak nehri ayrı bir tercih ve güzellik. Piknikçiler ise genelde haftasonu ve bayram tatillerinde yoğun oluyor geri kalan günler oldukça sakin. İster sahilde, ister orman bölgesinde tatilin tatilin tadını çıkartabilirsiniz ;) Son olarak bir tekne turu yapmayı es geçmeyin derim. İyi tatiller. :)

      • tambirleydi says:

        Merhaba, bence bu konuda çok net konuşmamak lazım. Akyaka’nın denizi diğer yerlere göre daha serindir çünkü içerisinde kaynak akıntıları var. 2001′den beri buradayım ilk kez birisi buradaki deniz suyu için sıcak diyor… Akşamları ve gece evet, daha iyi olur ama gündüz oldukça serindir. Bununla birlikte özellikle son 3-4 senedir sezon boyunca hafta içi de oldukça kalabalık. Mesela geçtiğimiz hafta bayram haftası gibi yoğundu. Yani tavsiyelerde bulunurken genelleme yapmamaya özen gösterin derim, insanları yanlış yönlendirmek istemeyiz:) İyi tatiller.

  2. Osman says:

    Merhaba
    Yazınızı severek okudum azmak nehrini cidden merak eder oldum teşekkür ederim

  3. merve erten bülbül says:

    Merhaba. Akyaka’yi bu sene Temmuz ayında evlilik yıldönümünü zde gezdik. Tamam anlattığınız gibiydi. O güzelim doğada muhteşem Azmak ‘ta her köşede Algida şemsiyesi ve kayıp balık Nemo kovaları görmek beni çok üzdü. Azmak Çeşme Alaçatı ya da Bodrum olursa çok üzülürüm. Bence SSeferihisar gibi cityslow olmalı. Yeterince hatta fazlasıyla Otel ve bar bence. Piknikciler ve gunubirlikciler ise her yerde tam bir rezalet. Biz Akyaka’yi birde kış mevsiminde görmeyi düşünüyoruz. Asıl manzara ve doğanın tadı o zaman çıkartılır. Tabi bizim gibi denize girmek gibi derdi olanlarla için. Birde bir Konyalı olarak Akyaka’ da Konyalı Abimizin yerini uzaktan görünce bayaa dalga geçmiştik bilseydim bir sucugunu yerdik kusura bakmasın artık.

    • tambirleydi says:

      Merhaba. Akyaka zaten uzunca bir süredir Seferihisar gibi Cittaslow ama ne yazık ki bu ünvanın verildiği yerler gibi değil. Hatta böyle giderse bu özelliğini de kaybedebilir. Çoğu yazlık bölgemiz gibi Akyaka da kışın tabii ki daha güzel. Uzunca bir süre kışlarımı da orada geçirdim, hayatımın en güzel günlerindendi. Konyalı’ya uğramamanız yazık olmuş, bir dahakine mutlaka gidin.

  4. Erdem says:

    Merhaba, instagramdan takip ediyorum sizi tambirleydi hanim. Yaklaşık 4 yıldır Her yaz akyaka ya mutlaka uğramadan edemem. Azmak nehri, çınar koyu, orman ve nefis çam havasi şehirden kopup geldiğim gün bana ilaç gibi gelirdi. Tutkunu oldum desem yeridir. Yazdiklarinizin tamamına yakini benim de hoşnut olmadıklarimla örtüşüyor. Azmak nehrine giriş belki sadece ayakları sokmaktan ibaret olmalı artık. Piknik yapılması yaaaklanmali. Tıpkı bir iki yıl öncesinde insanların azmak Köprüsü’nden atlamasinin yasaklanması gibi. Korumak lazım sonuna kadar. O civarda oteller özellikle azmak sayesinde servetlerine servet katıyor olabilirler ve belediye ler bu yüzden buna göz yumuyor olabilirler. Ama doğa sermayenin kâr aracı değildir. Olmamalıdır. Daha güzel bir Akyaka için ugrasilarinizin sonuna kadar destekcisiyim. Bir de birkaç yıl içinde pitrak gibi türeyen han li vs li oteller ve genel olarak otellerin tümünün son bir iki yilda fahiş fiyatlar a geçmesi de akyaka nin güzelliğine gölge düşürüyor.

    • tambirleydi says:

      Akyaka ile ilgili herkes sizin ve benim gibi düşünse zaten, tüm sorunlar hallolur. Orası ailemin yaşadığı yer, yani benim evim. Tabii ki sadece tatil için gitmiyorum, oranın eskisi gibi huzur içinde olmasını istiyorum. Ne yazık ki her sene daha kötüye gidiyor ama dibe batmadan yukarı çıkılmaz diyerek kendimizi avutuyoruz. Biz ailecek ve Akyaka sakinleri olarak elimizden geleni yapıyoruz en azından, içimiz rahat. Azmak’a giriş yasaklandı ama uyan ve denetleyen yok. Otellerin de durumu malum. Dediğim gibi bir şekilde düzelecek ama ne zaman, bilmiyorum.

  5. oğuz says:

    espirili detaylar için teşekkürler leydicim şehirin boğan zehirli havasından tambirölü olmazsam. kendime bi reset atmak için gelirim .)

  6. Aph says:

    Biz de eşimle 2013ten beri her yaz uğramaya çalışıyoruz Akyakaya. Geçen hafta oradaydık ve daha önce hep Eylül’de geldiğimize bir daha memnun olduk. Fakat bütün olumsuzluklara rağmen Akçapınar’a yaptığımız bisiklet turu, her ne kadar çadır kuracak yeri zor bulsak da orman kampında kalmak, Albay koyundan denize girmek, Mehmet kaptanın teknesiyle uzun turla koyları gezmek bize çok iyi geldi. Ayrıca benim de bir mekan tavsiyem olacak; çarşıdan Azmak’a çıkan caddenin sonuna doğru bisikletçinin yanında Köt-Et Meyhanesi var, bu sene açılmış ve bir izmir köfteye 25 lira isteyen çakal esnaf lokantalarının yanında ilaç gibi geldi bize, öyle ki son üç gecemizi orada geçirdik. Umarım bozmazlar bu kaliteyi. Yazıyı okuduktan sonra yorumları da okuyanlara bir fikir olsun dedim :) Sevgiler.

    • tambirleydi says:

      Merhaba, tavsiyeleriniz için teşekkürler bazen benim bile bilmediğim yerler oluyor sizin gibi tatilciler sayesinde duyuyorum. Ben hep aynı yere gitmeyi seven bir insanım ve genelde sadece Akyaka’da da değil, ülkemizdeki en büyük mekan sorunlarından birisi devamlılığın olmaması. Bu sebeple farkındaysanız yazımda da çok fazla mekan ve yer tavsiyesinde bulunmuyorum. Bir sene mükemmel olan yer ertesi yıl berbat olabiliyor. Hatta her gittiğinizde bile farklı olabiliyor. Bu sebeple kendi keyif aldığım noktalardan bahsetmeyi uygun gördüm. Eylül konusunda da haklısınız, zaten yazımda da bahsettim en doğru aylar sezon harici aylar.

  7. Harice says:

    Yazınız çok faydalı leydi hnm

  8. Merhaba Gülşen,
    Samimi ve içten cevapların ve Azmak Nehri ne olan sevginden dolayı teşekkür ediyoruz. Tatil planımda olmamasına rağmen, senin sayende orada bulundum. Biliyorum, çok kızıyorsun ama 1 günlük hazır çadırda kaldım. ( ben kurmadım kuruluydu, ama giderken topladım ve oraya bıraktım ) İnstagramdan takip ettiğim kadarı ile çok sıkı, doğacı ve Azmak Nehri’ne aşık birisisin, seni ayakta alkışlıyoruz. Bu arada, hikayene attığın fırında vardı, oradan ekmek alıp afiyetle yedik… Belki seni görürüz diye bakındık ama denk gelemedik, paylaşım ve yorumların için çok teşekkür ederim. :)
    Esenlikle kal…

  9. Mümtaz says:

    Merhab, her çey için çok teşekkürler :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑