Tam Bir Deneme 28/03/2016

İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım… Bak bak aylardır yazmadığı yetmiyormuş gibi bir de artist gibi giriş yapıyor dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız şimdi ne yazsam kendimi savunamam, aylardır şu gözümün nuru bebeksi siteme tek bir katkıda bulunamadım. Ben nerden bileyim bu kadar çok işim olacağını? Akyaka’dan döndüğümden beri gerçekten oturup şunları yazacağım kadar rahat bir vaktim olmadı. Boş vaktim olduğunda da yazmak istemedim diğer zamanlarda sürekli başka işler için yazdığımdan. Neyse koskoca leydiyim size açıklama yapıyorum farkındaysanız daha ne diyeyim? Sonuç olarak  beklediğinize değdi, sonu gelmeyen bir deneme yazısına kendinizi hazır hissediyorsanız başlayabilirsiniz…

PHILIPS AIRSTYLER

IMG_1497

Zaten saçla ilgili bir şeyle başlamamam mümkün değildi… Bu sefer şampuanla girmiyorum yalnız mevzuya farkındaysanız çok değişik bir şekilde, makine ile başladım direkt. Zaten şampuanımı değiştirmedim, hala Aveda kullanıyorum daha önce okumamış olanlar eski deneme yazılarıma bakabilirler Aveda için.  Beni uğraştırmayın link için hadi göreyim sizi araştırın biraz…  Neyse yine leydi yüreğim dayanmadı alın buradan okuyabilirsiniz: aveda yazısı Başka yapmam ama, gidip bulun yazıları zaten yüzlerce yok.  Evet, konumuza gelirsek şöyle başlayayım, saç kurutmaktan nefret ediyorum ve yaklaşık 1 yıldır saçımı kurutuyorum. Şu yaşıma kadar hiç ama hiç saçımı kurutmadım çünkü gerçekten başımı çok ağrıtıyor ve saçlarım aşırı kabarıyor kurutunca. Tüy tüy oluyor yani gerçekten çileden çıkıyorum. Geçen kış yaşlandığımı anlayınca artık kurutayım dedim açıkcası çünkü ne zaman duş alsam hastalanmaya başladım. Hasta olmamak için bu gürültülü çileyi çekmeye başladım yani. Geçtiğimiz günlerde yine Youtube’da fink atarken yabancı bir kanalda bu saç aletini gördüm. Kız saçını taraya taraya kurutuyordu ve sonuç olarak kuru ve düz saçları oluyordu. İnternette araştırma yaptım ve bu aleti en çok gür saçlıların aldığını ve genel olarak herkesin memnun kaldığını görünce alıp denemek istedim. Fotoğrafta gördüğünüz parçalarının hepsi değil, ben işime yarayacakları ayırdım sadece, gerisi kutuda. Üstünde Philips yazan şey bu aletleri koymanız için içinden çıkan kese, bu açıdan da pratik bence. Asıl konuya, yani memnuniyet kısmına gelirsek beklediğimden daha iyi çıktı. Özellikle kurutma hızına inanamadım ve bir seferinde dakika tuttum tam 12 dakikada saçımın işi bitti. Gür ve kalın telli saçlılarınız beni çok iyi anlıyordur şu an çünkü saç kurutmak ciddi bir çile. Bir kere ne kadar uğraşırsanız uğraşın o kafanızın arkasındaki orta bölüm asla tam kurumaz, nemli kalır. Kurutmak için de kafanızı eğmeniz gerekir ve kafanızı eğinde de saçlarınız 4 katına çıkar. Yani bu alet ile bu sorun neredeyse tamamen çözülüyor. Ben saçımı bölümlere ayırarak kurutuyorum yalnız, bunun da etkisi vardır. Hepsini toplayıp yavaş yavaş alttan çıkararak tarıyorum kuruturken yani, böylelikle saçımın işi bittiğinde gerçekten düz görünüyor. Tabii bunda yukarda bahsettiğim Aveda’nın etkisi de büyük, o kısmı atlamayalım. Yani Aveda düzleştirici seri ve bu alet mükemmel ikili oldu benim için. Kullanımı da çok kolay ayrıca çok da hafif. Fotoda gördüğünüz dalga için olan aparatı hiç kullanmadım çünkü ben hiç beceremiyorum bunları. Hem zaten saçım dalgalı ne gerek var… O da baya kullanışlı, ucunu çeviriyorsunuz kıllar içine giriyor ve saçınıza dolanmadan çekip çıkarabiliyorsunuz ama dediğim gibi 1-2 kez deneyeyim dedim yok beceremiyorum. Sonuçta ben bunu şekil için değil rahat kurutma için aldım ve kesinlikle memnunum. Üstelik N11′de normalde satılan fiyatından çok daha ucuza buldum, aklınızda bulunsun. Ürün bilgisi için: Philips Airstyler

MOROCCANOIL SAÇ BAKIM YAĞI 

IMG_1505

Saçla başladık aynen devam edelim. Malum bu sene ne patates ne de soğan bu saç ve vücut yağları kadar prim yapmadı, evlere giremedi… Elinizi sallasanız bir yağa çarpıyor maşallah. Ben de nasibimi aldım doğal olarak diyeceğim ama zaten kendimi bildim bileli saç yağım vardır açıkcası çünkü saçlarım çok kuru. Kuaförüm Ertan Altun sağolsun, bu konularda da çok iyidir bana hep en orijinallerini ve dandik olmayanlarını verir. Uzun süredir zaten onun verdiği başka bir saç yağını kullanıyordum ama Akyaka dönüşü ( Kasım ) kendimi kuaföre onun ellerine attığımda bana aklımı uçuracak bir şey vereceğini söyleyip bu Morocconoil’i verdi. Hollywood ‘un en popüler ürünlerini yapan bir markaymış bu, sonradan araştırınca öğrendim. Gerçi Ertan’da öyle demişti ama olsun illa ki araştırmam lazım. Neyse eğer saçınız kuruysa bu yağ sizin için biçilmiş kaftan diyebilirim. Bununla birlikte gerçekten onarıcı bir etkisi var, ben bu yukardaki saç aletini aldığımdan beri daha sık kullanıyorum çünkü malum, direkt ısı saçı ciddi ölçüde mahvediyor. Reklam lafı gibi laflar yazıyorum şu cümlelere bak… Saç işi zor iş insanı ne durumlara düşürüyor görüyorsunuz. Benim saçımda ekstra bir yağlanma yapmadı ama bu saç tipine göre değişir. Bence saçın hızlı uzamasına da katkısı var bu arada, çünkü sonuçta nemlendirip onarıyor, bu saç uzamasın da ne yapsın? Harika koktuğunu ve elinize çok az bir miktar aldığınızda bile ziyadesiyle yettiğini uzun uzun açıklamama gerek yok herhalde.  İnternet sitesinde çok çok fazla ürünü var, açıkcası her şeyini denemek isterdim, vücut ürünleri de dahil. Yurtdışında satılan bir marka bu, Ertan’da satılıyor ama başka bir yerde var mı bilmiyorum. Ben aldığımda ilk ben getirttim demişti çünkü.  Ertan Altun ile ilgili de deneme yazılarımda detaylı bilgi var, bakabilirsiniz ama sitesinin linkini vereyim siz şimdi kesin üşenirsiniz: http://ertanaltun.com/ Bu da yağ ve marka ile ilgili detaylı bilgilere ulaşabileceğiniz adres: http://www.moroccanoil.com/us_en/

KIEHL’S MIDNIGHT RECOVERY SERUM

IMG_1504

Hazır yağlanmışken bu konuyu da geçmeyelim. Öncelikle yüz yağlarının övüldükleri kadar masum olduklarını düşünmüyorum belirteyim. Yüzde yüz doğal olması size yarayacağı anlamına gelmiyor, bana göre yanlış pazarlanıyorlar, yanıltıcı bir durum var yani. Bu konuyu hem eczacı arkadaşımla, bazı güvendiğim cilt uzmanlarıyla ve cilt doktorumla konuştum ve onların da bana katıldıklarını gördüm. Asla yaramaz gibi bir durumdan bahsetmiyorum ama herkese yarar gibi pazarlanmasına karşıyım. Tüm bunları şu basit örnekle düşünebiliriz, su vücudumuzun en temel ihtiyacıdır ama onu bile aşırı tüketirsek böbreklerimizi yorarız. Yani oh be doğal veya doğala yakın diye pehlivan gibi yağlanmayın demek istiyorum, kontrollü almalısınız böyle ürünleri. Mesela bu meşhur yağımız, karşıma o kadar çıktı ki neredeyse kullanmayan bir tek ben kaldım. Meraktan almadım tabii ki… Cildim zaten çok kurudur ama bu kış ekstra olarak kurudu, Ankara’da yaşadığım zamanlardaki gibi yanaklarım pul pul oldu. Ne sürsem yetmedi bu cilde, böyle bir aç gözlülük yani… Sonra dedim şu her yerde karşıma çıkan yağı süreyim. İddasına bakarsanız sürüp sabah kalktığınızda bebeksi bebek oluyorsunuz, siz artık o eski siz olmuyorsunuz adeta. Daha aydınlık, daha nemli cilt vaadediyor yani kendileri. Cildim o kadar kuruydu ki tereyağ bile sürmeye razıydım bu yüzden alıp denedim ve evet açıkcası işe yaramadı diyemem ama yine de hoşlanamadım. Cildim kuru dedim ama aslında karma ve çene bölgemde sivilcelenmelere sebep oldu. Bu yüzden sadece yanaklarıma sürdüm çoğu zaman. Bununla birlikte gün içerisindeki kurumasına bir çözüm olmadı ne yazık ki. Onun için de sabah kalktığında sürmen gereken sarı bir yağ çıkmış, oldu canım bir de gidip güreşeyim istersen? Gece gündüz zeytinyağlı fasülye gibi gezmek ister gibi bir halim mi var allah aşkına… Sonuç olarak bazen yine kuruluk hissettiğimde yanağıma sürüyorum ama sanki bu daha çok yazın işime yarayacakmış gibi hissediyorum. Hani gündüz yanınca yüz gerilir ya, işte gece yatarken bu daha iyi olur bu yüzden şu yaz da geçsin belki o zaman gözüme girer diyorum.

NEUTROGENA VISIBLY RENEW & BODY SHOP HAWAIIAN KUKUI 

IMG_1500

İşte geldik en benlik olaylara, yani vücut kremleri. Ben de isterdim Fantastik Dörtlü’deki acıbadem adam gibi olmayayım, kupkuru cildim yüzünden kıtır kıtır gezmeyeyim ama ne yapayım leydilik zor.  Şunu da leydi olmak ile ilişkilendirdim ya artık gözüm açık gitmem. Daha önceden takip edenler ve okuyanlar bu ilgimi bilir. Bir kremi almam için üstünde pürüzsüzlük, yumuşaklık ve nem yazması yeterli.  At kremi bile olsa alırım yani yeterki kaymaksı yapsın. Bunları ben almadım gerçi sağolsunlar göndermişler. Gerçi içeriğe bakılırsa biraz üzerime alınmadım değil, sıkılaştırıcı krem filan… Ne yani yaşın geldi sen artık gevşemişsindir al şunları sür mü demek istiyorlar. Bu arada madem konumuz esneklik, uzunca bir süre ara verdiğim eski pilates hayatıma geri döndüm. Yani 30 yaşından sonra böyle kremler kurtarmıyor, eski formuma kavuşmak için çaba göstermem gerekiyor. Daha önce neredeyse 4 sene aletli pilates yapmıştım ve insana daha iyi hissettiren bir şey yok bana göre. His olarak yine eski hislerime kavuştum ama vücut olarak henüz değil. Habire yiyip duruyorum zayıflamam mümkün değil ama sıkılaşmaya başladım, zaten amacım da bu olduğundan sorun yok. Konumuza dönecek olursak,  Neutrogena zaten hep elimin altında olan favori vücut kremlerimden birisi, bu kremi de gayet iyi. Esneklikle ilgili bir şey diyemeyeceğim ama sanıyorum onun için her gün sürmek gerekiyor. Bununla birlikte el kremi konusunda asla favorim olamadılar yıllardır garip şekilde. Oysa ki tüm dünyada bununla ünlüler. Ben sevemiyorum elimde bir katman kalmış gibi hissediyorum ki bu el kreminde de aynısı oldu, yani sevemedim el kremini.

Şimdi diyorsunuz ki e hani Body Shop kremin fotosu nerde, haklısınız ama atmışım onu. Ben Youtube vlogger’ı mıyım da bitenlerimi kutularda biriktireyim… Bu yüzden Öncelikle sizi şu naçizane linke davet ediyorum: Hawaiian kukui

Evet, incelediyseniz görmüşsünüzdür ki oldukça iddialı bir krem. Zaten bu iddiası yüzünden aldım, benim cildimi nemlendirebilmek her kremin harcı değil çünkü. Yine klasik kış ayı kuruması yaşadığımda bunu görüp ver ver şunu hemen ver diye aldım,  aldığım gün kullandım hatta. Bildiğiniz tereyağı gibi valla,  pasta yapar gibi  hissediyorsunuz kendinizi. Zaten kokusu da öyle, iştah açıcı. Bununla birlikte evet etkisini sevdim. Çok iyi nemlendiriyor, dediğim gibi bende işe yaradıysa herkeste işe yarar. Hemen emiliyor ve hoş bir parlaklık veriyor. Bu da yazın baya iyi gidecek kremlerden bence. Gel gelelim rüzgar gibi geçti, yani aslında kutusu büyük ama hemen bitti. Ya da ben gürbüz olduğumdan benim baldırıma yetmemiş olabilir ama 1 ayda bitti benimkisi. Ne yapsın adamlar senin için damacana mı yapsınlar diyebilirsiniz valla haklısınız… Eğer cildiniz benim gibi kupkuruysa bu krem derdinize derman olabilir.

PERRICONE MD HASSAS CİLTLER İÇİN YOĞUN NEMLENDİRİCİ

IMG_1499

Biraz daha nemlendiricilerle ilgili yazarsam buralar yosun tutacak… Ne doymak bilmez cildin varmış dediğinizi duyar gibiyim. Cildim karma ve alerjik olduğundan yüz kremi kullanmak benim için büyük bir sıkıntı. Yine daha önceki yazılarımda kullandığım hafif güneş kreminden bahsetmiştim, bir zahmet arayıp bulun elim koptu burada yazı yazmaktan insaf… Bu kış dediğim gibi çılgın bir kuruma yaşadığımdan o güneş kremi bana yetmemeye başladı, günde 2-3 kez yüzüme Bepanthol krem sürmek zorunda kaldım ve tabii ki bu da siyah nokta yapan bir şey olduğundan sinirlerim bozuldu. Allah Youtube’dan razı olsun, yine orada gezinirken Ahu Yağtu’nun cilt bakım rutinine denk geldim. Kendisini tanıdığım için cildinin ne kadar iyi olduğunu biliyorum bu yüzden oldukça ilgimi çekti video. Öğrendim ki kendisi de benim gibi alerjik ve kuru ciltten dertliymiş ve bu yukarda gördüğünüz kremi kullanıyormuş. İlk kez duyduğum için önce bir araştırayım dedim ve açıkcası kullanıcı yorumu olarak çok fazla bir şey bulduğum söylenemez. Sanıyorum diğer kremler kadar iyi bir reklam çalışması yok, bununla birlikte pahalı bir krem. İçkim yok, kumarım yok bir tek kremim var diyip verdim siparişimi ve gerçekten rahata erdim.  Sivilcelere sebep olmadı ve beklediğimden çok daha iyi nemlendiriyor. 2-3 Kez krem sürmeme gerek kalmıyor artık, bunu bir kez sürmem yetiyor. Yalnız bence bu krem 30 yaş altı için pek uygun değil, bu yüzden iyice araştırmanızı öneririm. Yaşlanma sürecinde etkili diyor çünkü etkilerinde, 20′li yaşlarda böyle bir etkiye gerek yok. Ben 2 sene öncesine kadar yüzüme su çarpıp geçiyordum valla yüz kremi diye bir şeyle ilgim yoktu yaz haricinde. Neyse sizin cildiniz, sizin kararınız ama dediğim gibi yine de iyice araştırmadan, doktora gitmeden böyle şeyler almayın.  Ben kremi Dermoeczanem sitesinden aldım, zaten daha önce de bahsetmiştim, neredeyse tüm kozmetiklerimi buradan alıyorum aşırı hızlı yolluyorlar ve her şey var. Kremi daha detaylı incelemek için buyrun: Perricone MD

DERMALOGICA DAILY MICROFOLIANT 

IMG_1503

Dermocolika… dermalokiça… Dünyanın en zor söylenen markası mübarek. Hatta ilk seferde bu peeling’in komple ismini doğru söyleyebilene %50 indirim yapmalılar bence.  Microfoliant falan olunca havalı oluyor sonuçta söyleyemeseniz bile bilmeniz yeterli. Her neyse bu peeling en az yukarda bahsettiğim Kiehl’s yağ kadar meşhur, mutlaka duymuşsunuzdur kendisini. Ben Caudalie’in  hassas cilt için yumuşak peeling’ini kullanıyordum onu da yazmışımdır daha önce. Önceden de söylediğim gibi her allahın günü peeling yapılmasını doğru bulmuyorum bu yüzden duştan duşa uyguluyorum. Bu peeling için günlük kullanım yazmışlar ve çoğu insan böyle kullanıyor ama kendim için gereksiz buluyorum. hani her gün makyaj yapıyorsanız mesela belki olabilir iyice temizlenmeniz açısından. Ben gözaltı kapatıcısı ve sürdükten 1 saat sonra uçan allık dışında bir şey kullanmadığımdan ciddi boyutta bir temizleyiciye ihtiyacım yok.  Cildim kurudukça Bepanthol sürmekten siyah noktalarım arttığı için bunu denemek istedim. Ankarada yaşayan ve kendisine çok güvendiğim eczacı arkadaşımın da favorisi olduğundan içim rahat siparişini verdim ve gerçekten bahsedildiği kadar varmış, gördüm. Özellikle uyguladıktan sonraki o bebeksilik muhteşem, insanı bağımlı yapıyor gizliden gizliye. Diğer peeling’im o kadar yavan, o kadar boş geliyor ki şimdi bana, yüzüne bile bakmıyorum beceriksizin. Dertli cildimde bir reaksiyona da sebebiyet vermediğinden kendisine verdiğim tüm parayı helal ediyorum.  Uzun süre idare edecek miktarda hazırlanmış ayrıca, toz şeklinde olması da güzel. Bir yere gideceğiniz zaman dökersiniz minik bir kutuya mis gibi götürürsünüz. Sonuç olarak favorilerime eklendi, peeling arayanlara duyurulur. Yine de iyice araştırmadan almayın demeyi ihmal etmiyorum,  bana yaradı diye size de yarayacak hali yok. Bunu da Dermoeczanem’den aldım , incelemek isteyenler buyursunlar: Dermalogica

YSL FOREVER YOUTH LIBERATOR YÜZ TEMİZLEME KREMİ 

IMG_1501

Bana neler oluyor böyle ya peeling’ler ,yüz temizleyiciler… Süslü birisi mi oldum acaba nedir şimdi şu yazıyı yazarken şüpheye düştüm resmen. Aslında yüz temizleme olarak Caudalie kullanıyordum ama yaklaşık 1 ay önce ruj alırken fotoğrafta gördüğünüz mini tonik büyüklüğünde bu temizleyicinin de deneme boyunu vermişlerdi. Minisini deneyip sevince büyüğünü aldım ama sık sık kullanmıyorum çünkü uzun süre kullanınca alerjik bir sivilcelenme yapabiliyor bende. Ne diye aldın derseniz etkisi gerçekten çok güzel… Tek kullanımda parlaklık ve temizlik veriyor, bu konuda ciddi bir temizleyici.  O parlaklığın etkisinde kaldığım için arada kullanıyorum sabahları, ayrıca kupkuru da yapmıyor kullanım sonrası. Bu da bence 30 yaş üstü için bir ürün çünkü adından da belli gençleştirmeyi kafaya koymuş. Bu minik tonik nedir derseniz valla bu toniklerin olayı nedir ben de bilmiyorum. Krem desen değil temizleyici desen değil, sinsi bir şey bence bu tonikler. Cildimi Bioderma ile temizliyorum zaten sen ne yapabilirsin ki olayın ne yani…  Yüz temizleyici sonrası kullanmayı tavsiye ediyorlar diye ikisini birlikte paylaşıyorum. Hani tonik seviyorsanız aklınızda bulunsun. YSL bence cilt ürünlerinde çok başarılı, bu yüzden hep bir şans veriyorum kendisine.

YSL BABY DOLL & GIORGIO ARMANI LIP MAESTRO 

IMG_1513

Elimde görmüş olduğunuz bu cilet… Kendimi Aile Şerefi’ndeki Şener Şen gibi hissediyorum şu an. Bu fotolar niye böyle derseniz birisi şu an mevcut fakat diğeri yok ondan. Neyse soldan yani YSL’den başlıyorum. Çok sevgili Şebnem Bozoklu geçtiğimiz günlerde yine bana Gülşan süper bir şey keşfettim diye geldi. Malum tüm dünya şu an likit mat ruj peşinde koşuyor, millet birbirini kesiyor. Şebnem’de bunlardan birisini ( hatta ikisini ) keşfetmiş, tabii ki hemen benimle paylaştı sağolsun. Benim ilk likit mat ruj deneyimim oldu açıkcası Baby Doll. Bu rengi inanılmaz güzel, işin tuhaf tarafı altında o kadar çok numara var ki hiçbir şey anlaşılmıyor. İsimleri var sanırım ama şişesinde o da yazmıyor kusura bakmayın artık. Aşırı sevdim kendisini ama tabii ki bir Kylie Jenner Lip Kit değil, öyle bir etkisi asla yok. Hafif bir ruj ve delicesine matlaşmıyor, ayrıca kalıcı da sayılmaz. Rengi ve dokusu güzel sadece. Amaaa işte sağ tarafta görmüş olduğunuz bu Giorgio Armani ruj… İşte bu ruj efsane. Bunu da Şebnem keşfetmiş, dener denemez tuttum kolundan hadi hemen almaya gidiyoruz dedim ama ne yazık ki tükenmiş. Tekrar geldiğinde arayacaklar resmen o telefonu bekliyorum şu an. Düşünün makyaj ruj falan hiç ilgimi çekmiyor ama buna bayıldım. Bir kere matlaşması süper ve dudağı hiç kurutmuyor. Ayrıca ciddi boyutta kalıcı bir ruj, inanamadım bana dayanmasına. Fotoğraftakinin numarası 202, diğer renklerine bakamadım çok acelem vardı ama çok iddialı oldukları bir kırmızıları varmış. Bu arada Kanyon Harvey Nichols’da satılıyor belirteyim. Benden önce gidip alırsanız aramızdaki her şey biter benden söylemesi.

YSL TOUCHE ECLAT BLUR PERFECTOR 

IMG_1512

Bununla ilgili o kadar bilgim yok ki acaba anlatabilecek miyim merak ediyorum… Bilmediğin şeyi bize ne gösteriyorsun diyeceksiniz ama siz süslüsünüz kesin bu işinize yarar diye anlatayım dedim. Bunu yukarda bahsettiğim YSL ruju alırken görevli kadın bize övmeye başladı. Ben tabii ki böyle şeylerle ilgilenmediğimden doğru düzgün dinlemedim bile ama Şebnem çok sevdi ve hem kendine hem bana almak istedi. Sende de bulunsun belki lazım olur diye aldı sağolsun, harika bir arkadaştır. Bence kabı çok güzel valla tam Instagram’lık, bunun haricinde harika kokuyor ve tüm hislerim bu kadar. Ama kendisi harika bir makyaj bazıymış meğer…  Şebnem kullandı ve çok memnun kaldığını söyledi çünkü, o öyle diyorsa benim için olay bitmiştir. Ben bir kere kullandım, biraz sevimsiz göründüğüm ( sanki nadiren sevimsizmişim gibi ) bir günde denedim ve ciddi bir kaymaksı doku verdiğini gördüm. Bir çeşit pudra sonuçta ve bu yüzden cildi pürüzsüzleştiriyor.  Üstelik bunu yüze hiçbir şey sürmemiş etkisi vererek yapıyor yani sadece yüzünüzde canlı bir görünüm oluyor, renk falan vermiyor yani. Eğer böyle şeylere ilgiliyseniz bir bakın derim.  Yani sırf sizin işinize yarar diye yazdım şunu, kıymetim bilinsin artık yeter…

OJE SİLSİLESİ

IMG_1507

Hah şöyle, gelsin benim mevzular… Tek ciddi süsüm ojeler biliyorsunuz, buna rağmen geçtiğimiz senelere göre az oje aldım diyebilirim. Üstelik Chanel oje almayalı da baya oldu, sanırım bir imparatorluğun sonu geliyor. Çok uzun zamandır sadece Dior alıyordum ama son zamanlarda iyice çeşitlendirdim ve fotodan da anlayacağınız üzere bu sene parlaklığa taktım. Oysa ki hiç bana göre bir şey değildi bu parlak yaldızlı şeyler, bana neler oluyor bilmiyorum. her sene tuhaf bir şeye takıyorum işte, klasik. Neyse, fotoğrafta gördüğünüz top top 3 yuvarlak Dior’un özel serisi, yılbaşı için çıkarmışlardı yanılmıyorsam. Bence hala daha kalite ve fırça konusunda Dior’dan iyisi yok. Renk skalası içinse Chanel’i kimse geçemez, orası ayrı. Yenilerden gidersek,  Zorlu Beymen’de denk gelip Burberry’nin ojelerini aldım üst kısımdaki 2′li bunlar. Renkler Burberry’nin klasik giysi renkleri gibi, tarzını iyi yansıtmışlar yani ama fırçası gerçekten berbat. Kalın fırça yapmışlar ama ucu resmen kare ve çok kullanışsız. Çok kaliteli de değil ama bu tip ojeler için düşünürsek diğerlerine göre çok daha ucuz. Alttaki 3′lü ise kesinlike favorilerim. Mor olan Guerlain ve en az 3 kat sürmek gerekiyor, biraz iddialı bir renk. Ortadaki YSL ve yukardaki ruj bölümündeki fotoğrafta tırnağımdaki oje kendisi oluyor.  Altın rengi Dolce&Gabbana ise gerçekten en iddialısı olmasına rağmen tırnakta bu kadar çarpıcı durmuyor, hardalımsı duruyor ama gerçekten çok iyi. En çok ortadaki kırmızıyı ve yeşil Burberry’i kullandım diyebilirim.  Artık bir markaya saplanmak yerine böyle şeyler deniyorum daha iyi oluyor çünkü insan bir süre sonra takıntılı haline geliyor ve bu rahatsızlık verici.  Bakalım bahar aylarında karşıma neler çıkacak renk olarak, göreceğiz.

KİTAPLAR 

IMG_1511

Çok uzun zamandır deneme yazısı yazmadığım için kitap tavsiyelerimin hepsini buraya sığdırmam mümkün değil bu yüzden son 1 ayda aldıklarımı paylaşayım dedim.  Sol üstteki Babil Kitaplığı, Jorge Luis Borges’in hazırladığı fantastik edebiyat dizisi.  Her kitabın içinde farklı farklı öyküler var ince oldukları için atıştırmalık çerez gibi gidiyor. Özellikle Borges sevenlerin alması gereken bir seri.  Oscar Wilde ise zaten çoğumuzun bildiği ve en çok sevilen öykülerinin olduğu kitap. Arada açıp okumalık yani, sonuçta hastasıyız kendisinin.  Yalancılar ve Sahtekarlar Ansiklopedisi ise kesinlikle alıp kütüphanenize koymanız gereken bir kitap. Bu da oturup başından sonuna kesintisiz okunacak bir kitap değil ama mutlaka ara ara okumak isteyeceksiniz. Ünlüsünden ünsüzüne dolandırıcıları anlatan bir kitap, harika düşünülmüş ve işlenmiş. Mavi Misket ise daha dün elime geçti, Bünyamin Sürmeli’nin yeni kitabı. Kendisinin üslubunu zaten hep severim, artık bu bilgi birikimini kitap yapmasının vakti gelmişti bence. Bilimsel içerikli kitapların anlaşılmaz olduğu klişesinden kurtulmuş, çok kolay bir dili ve ilgi çekici konuları var.  Aklınızda bulunsun, kitapçıya gittiğinizde incelemek istersiniz belki.

Sanıyorum şimdilik bu kadar yeterli, en başından sonuna kadar bıkmadan okuyanlara teşekkür ediyorum. Deneme yazılarımın devamı gelecek ama spoiler vereyim bir sonraki sadece tek bir konu hakkında olacak: Göz altı morlukları ve koyu halkalar… Yorumlarınızı bekliyorum, leydinizle kalın, hoşçakalın.


Tambirleydi hakkında


8 Responses to Tam Bir Deneme 28/03/2016

  1. Sude Alemdağ says:

    Deneme yazısı gibi deneme yazısı valla leydiliğin şanına yaraşır aylarca beklememe değdi gerçekten.

  2. Sed. says:

    (bakalım telefondan yorum atabilecek miyim?)
    Leydicim minimal zevkinizi uzun yıllardır beğeniyorum. Saç için tavsiye ettiğin ürün alınacaklar listeme ekliyorum zira ihtiyacım vardı böyle bir şeye süper oldu.
    Kiehl’s'ın bahsettiğin yağını bir alışverişimde deneme boy testerını vermişlerdi seninle aynı sorunu ben de yaşadım. Sivilcelenme yapmıştı. Serum ya da yağ arayışındaysan Estee Lauder’ın advantage night serisine kesinlikle bakmalısın.
    Tavsiyede bulunduğun kitapları da inceleyeceğim. Sevgiler!

  3. Gaye says:

    Muhteşem olmuş gerekli bilgiler için teşekürler leydim

  4. Sinem says:

    ben seni nasıl olurda önceden keşfetmem be leydim. dağa taşa bütün çevreme yaymak boynumun borcudur şu an :D :D

  5. Gizem says:

    Bir çırpıda okudum ama biraz geç kalmışım okumak için sanırım biraz önce snapte gördüm, alabileceğim ürünler değil ama okuması güZel :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑