Tam Bir Deneme 27/12/13

Dünyaya hayatın güzelliklerini tatmak için gönderildiğimi düşünüyorum…Gönderim kısmında ufak bir hata olmuş ve geçim derdine düşen milyonların arasına karışmışsam da kendime engel olamıyorum, tüm yeni şeyleri denemek istiyorum. ( tamam hepsini değil )

Kendimi bildim bileli insanlar bana fikrimi sorar, zaten bundan yola çıkarak moda danışmanı oldum. Bu zamanla hayat danışmanlığına kadar yükseldi, bunların hiçbirisi için uğraşmadım ayrıca. İnsanlar ve özellikle de çevrem düşüncelerimi seviyor, yapacak bir şey yok. Sosyal medya denediğim şeyleri yorumlamak için harika bir yer ama bazı şeyleri uzunca yorumlamak daha çok hoşuma gidiyor. Bu yüzden internet sitemde denemeler kısmını oluşturdum. Artık haftalık mı aylık mı olur bilemiyorum ama tüm yorumlar %100 Tambirleydi tarzında olacaktır. Yani tatlı canım ne isterse onu yazacağım.

Geçtiğimiz hafta normalden daha hareketliydi, yani denediğim bir çok şey oldu, sonraki haftalar da kısmet artık. Bakalım neler göreceğiz.

 

RICHMOND NUA SAPANCA

 

RICHMOND

Haftaya nasıl başlarsan öyle gider derler…Yalan olduğunu açıkca söyleyebilirim. Haftaya Richmond’da Chi-Yang ve refleksoloji masajı ile başladım ama şu an o rahatlıktan eser yok. İstanbul’un güzel hisleri jet hızıyla sindirme özelliğinden olsa gerek, haftasonu Sapanca Gölü’nün kıyılarında tur atan tatlı insan ben değilim gibi. Richmond Nua daha önce gittiğim ve bayıldığım bir otel ama bu sefer refleksolojiyi ilk kez denedim, inanılmaz etkili buldum. Şifa dedikleri bu olsa gerek, en kısa zamanda hayatımın bir parçası yapmak istiyorum. Richmond Nua’ya giderseniz Aqua Restoran’da ıhlamur içip piyano çalan dedeme selam söyleyin…
http://www.richmondnua.com/tr/default.aspx

 

NEUTROGENA NORVEÇ BÖĞÜRTLENLİ KREM

NEUTROGENA

 

Kremler konusunda obsesiflik derecesinde takıntılıyım. Bir kremde aradığım özellikler içeriğinde yumuşatıcılar ve pürüzsüzleştiriciler olmasıdır. Kremin kıvamı da çok önemlidir aşırı akışkan kremler pek verimli değillerdir. Cildim kuru olduğundan duş sonrası krem sürmezsem yaklaşık 3 dakika içinde Fantastik 4′lü deki acıbadem adama dönebiliyorum. Neutrogena bu konuda yıllardır derdime derman olan nadir kremlerden. Norveç’in sadece somonu değil böğürtleni de marifetliymiş demek ki böyle yeni bir ürün çıkarmışlar. Tabii ki hemen denedim ve beğendim. Tek tavsiyem bu tip kutusunu değil de pompalı ürünlerini tercih edin, daha kullanışlı oluyor.

 

MATRIX EXQUISITE OIL ( ARGAN VE MORINGA )

 

exqusite

Bu sene ne ıspanak ne de kabak çiçeği ”argan” kadar popüler olamadı. Kim nerden ortaya attı bilmiyorum ama tüm dünyada çılgın bir argan yağı piyasası oluştu. Saça aşırı iyi geldiği söylenen bu yağları özüt gibi de alabiliyorsunuz, böyle Matrix gibi markaların ürünleri içerisinde de temin edebiliyorsunuz. Bu yağın içinde sadece argan değil moringa da mevcut. Evet saçı besliyor ve E vitamini desteği sağlıyormuş…Benim derdim kabarıklık ve kuruluk olduğundan önüme gelen her ürünü denemek boynumun borcu. Saçıma harcadığım parayla kendime saray yaptırabilirdim…Eğer saçınız zor taranan ve karışık bir yapıdaysa duş sonrası taramadan önce kullanabilirsiniz. Fön hatta duş öncesi bile kullanılabilirmiş. Ben nemlensinler diye denemek istedim ama çok faydası oldu diyemem. Ama benim saçım dertli yani genelleme asla yapılacak bir tür değil. Sadece saçınız çabuk yağlnıyor ve ince telliyse pek size göre değil diyebilirim. Onun haricinde denenebilir.

 

 

GERÇEKTEN BİLMENİZ GEREKEN 50 SANAT FİKRİ 

50 fikir

 

Zaman tasarruf zamanı, o kadar çok şey var ki hepsini öğrenmek imkansız. Sonuçta ne kadar ilgi alanımıza girerse girsün ülkemizde özellikle sanatla ilgili konularda tıkanmak kaderimiz gibi. Susie Hodge bizim için ufak bir özet geçmiş sağolsun. Rönesans, eski Mısır, klasik Yunan mı istersin yoksa pop art, minimalizm mi dersin, hiç farketmez. Hepsiyle ilgili kısa ve açıklayıcı bilgiler bu kitabın içerisinde yer alıyor. Yani bu kitabı okuyup Avrupa’ya giderseniz istediğiniz kadar ‘selfie’ çekip dönüşte aydınlanmış gibi Karaköy’de bir kafede hava atabilirsiniz. Bu da hipster’lara benden kıyak olsun…

 

LİMONATA ETİLER

 

elma

 

Limonata Nişantaşı’nda açıldığı ilk günden beri favorim olan mekanlardan. Sonradan bir şekilde İzzet çapa ile tanıştım ve kendisinin ne kadar ilginç bir insan olduğunu bizzat gördüm. Acaba hiç uyumuyor mu bu adam diyorum, bu kadar işe nasıl koşturuyor anlamak mümkün değil. İşini aşırı seviyor tek açıklaması bu galiba. Dur durak bilmediği için Limonata’yı Etiler’de de açması kaçınılmazdı. Mekan daha açılalı 1 ay olmasına rağmen o kadar popüler ki gören Etiler’de daha önce hiçbir yer yoktu sanabilir. Karşısındaki Nusret’in bile önünde bu kadar kalabalık yoktu, Etiler’in eski mekanlarından olmasına rağmen. İçerinin tasarımı hem çok tanıdık hem de değişik. Mesela bu şubede şarküteri bölümü yapmış İzzet, kahvaltı için gidip oradan seçiyorsun istediğini. Bir efsaneye dönüşen tatlı bölümü ise tabii ki şahane. Pamuk helva ve elma şekeri gibi yenilikleri de eklemiş. Mekan her popüler mekan gibi aşırı gürültülü, bu konuda yapacak hiçbir şey yok. Bağırarak konuşmayı seviyoruz ülkecek. Başlangıçların hepsi de mükemmeldi, yemekler de çok doyurucu. En ilginç tatlarından birisi ”kokoreç pizza” hem Nişantaşı hem de Etiler şubesinde var, seviyorsanız mutlaka deneyin.

 

MODEL – LEVLA’NIN HİKAYESİ 

 

model

 

İnsanın arkadaşlarının albüm yapması çok güzel, hele de gerçekten beğeneceğin ve gurur duyabileceğin bir iş olması daha da güzel. Yalandan güzel olmuş diye destek vermek zorunda kalmıyorsun. Fatma, Can ve Okan ile yıllardır tanıştığım için geçirdikleri bu süreç bana çok değişik geliyor kimbilir onlar nasıl hissediyordur. Başarılı olacaklarını zaten biliyordum ve nadiren de olsa çalışkan insanların hakettikleri yeri bulması söz konusu olduğu için de ayrıca mutluyum. Yeni albümlerini dinleyip favori şarkımı seçmeye çalışıyorum ve bir yandan da zamanında Fatma’nın bana yaptığı o şahane kekleri düşünüyorum…Artık hiç yapamıyor sırf siz mutlu olun Model dinleyin diye ben kek yiyemiyorum umarım bunun kıymetini biliyorsunuzdur…Aralarına Kerem’i de alıp çıkardıkları bu yeni albümün keyfini sürüyorlar şimdilerde. Baştan sona dinlenecek albüm bulmanın zor olduğu şu dönemlerde bu albümü edinmek gerek diyorum.

 

ICONJANE FOR MIJA 

 

tambirleydi

 

Biri albüm yapar diğeri tasarım…Arkadaşlarımı ne güzel seçmişim bilmem farkında mısınız. Türk blogger dünyasının en bilinen isimlerinden ve en eskilerinden olan İconjane yani Ferhan Talib, Mija ile 2. işbirliğinde yine güzel sonuçlar çıkarmış. Yazın takılarıyla kışın gocuklarıyla bizi nasıl mest edeceğini iyi biliyor kendileri. Yapar yapmaz hediye yollaması da cabası, yaratıcı olmak yetmiyor işte geniş gönüllü olmak da lazım. Az ve öz çalıştığı bu koleksiyonda polar etekler ve fotoğrafta gördüğünüz üstler var. Renk olarak da çeşitler mevcut, siyah eteğini de alacağım inşallah , kışın sıcak sıcak giyerim. Bu gri kapüşonun da tadını asıl yaz akşamlarında kot şort ile çıkaracağım eminim.

Ürünleri aşağıdaki adresten satın alabilirsiniz:

https://www.mymija.com/giyim/iconjane

 

 

YENİ YIL DEDİKLERİ 

yeni yil

 

Yılbaşı benim için güzel yemekler ve hediyeler demek, artık bunu duymayan bilmeyen kalmadı. Evimde ağacım olsun onu süsleyeyim isterdim ama sonra onu nereye kaldıracağım allah aşkına…Aylarca tozlu tozlu kalacak eminim. Onun yerine masamın üstüne hediye köşesi yaptım gelen ve aldığım tüm hediyeleri oraya koydum. %98′i yiyecek olan bu hediyelerin akıbeti ne olacak bilmiyorum ama arada içlerinden yediklerim oluyor. Geçtiğimiz günlerde Şebnem Bozoklu’nun evine gittiğimde gördüğüm manzara fotoğraftaki gibiydi. Ne güzel koymuş ağacını, tatlı tatlı süslemiş. Ünlü arkadaşlarından ”canım arkadaşım” diye bahseden köşe yazarları gibi kendisini övesim var valla, o kadar yetenekli her konuda. Hayat boyu kendisiyle yaşasam hiç sıkılmam o derece yani. Böyle yılbaşı için heyecanlanan insanları seviyorum çünkü benim ailem de böyledir. Yıllarca 3-5 aile toplanıp bir kişinin evine doluşurduk ve çatlayıncaya kadar yerdik. Hediyeler de cabası. Çalışmaya başladığımdan beri işim dolayısı ile yılbaşlarında hep çalıştım ve kafam rahattı, geçen seneden beri işimi değiştirdim ve bu günüm de boşa çıktı. İnsan tıka basa yiyemeyecekse yılbaşı kutlamanın ne alemi var diye düşünüyorum. Bu yüzden tek dileğim şampanya ve çilek, başka bir şeye gerek yok.

 

Yeni yıl ile ilgili dilek dilemeyi ortaokulda bıraktım galiba. Bir yerlere yazmadığın sürece o dilek olmuyor gibi geliyor bana. Bu yüzden hıdırellez favori günüm olabilir, bilemiyorum. İnsanın yaşı ilerledikçe yeni yıldan beklentisi düşüyor. En son aman ağzımın tadı bozulmasın da gerisi kolay demeye kadar düşüyoruz. Sağlıklı olayım diyorum fazla dramatik geliyor, zengin olayım diyorum fazla gereksiz geliyor. Çok gezeyim diyorum üşeniyorum, başarılı bir kariyer istiyorum fazla hırslı geliyor.

Çok güzel şeyler yiyip çok güzel hediyeler aldığım, çok güzel sahillerde uzanıp çok güzel şeyler düşündüğüm bir yıl diliyorum kendime.

 

 

 

 


Tambirleydi hakkında


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑