Tam Bir Deneme 23/07/2014

Processed with VSCOcam with f2 preset

Tatile gidince unuturum sandınız değil mi…Ben o bildiğiniz blogger’lere benzemem, zaten ben blogger değilim galiba. Yani kendimi öyle hissetmiyorum çünkü alakam yok ve galiba o sıfatı da pek sevmiyorum. Neyse çiçek gibi tazecik, kıymetli bir tanecik, ana sütü gibi tertemiz bir deneme yazısında daha birlikteyiz gördüğünüz gibi. Son deneme yazımda Akyaka’da pek deneme açısından bereketli olamayacağımı söylemiştim ama yine de rahat durmadım, verdim siparişi geldiler. Yazın kargo beklemenin tadı bile başka, zaten arkadaşlarım çok iyi bilir Akyaka’da en alakasız şeylerin bile peşine düşer haftada 1 mutlaka kargo arabası yolu gözlerim. Sonuç olarak elimde yine test edip onayladığım ve sizlerle paylaşacağım şeyler oluştu, bakalım hoşunuza gidecek mi . (Sen seçeceksin de biz beğenmeyecek miyiz dediğinizi duyar gibiyim… )

REDKEN REAL CONTROL 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Daha önce yazdığım ve büyük ilgi gören Redken yazısını hatırlarsınız, hatırlamayan varsa buradan yazıma ulaşabilirler. Yazımda Redken ile Almanya’dan gelen bir arkadaşım sayesinde tanıştığımı yazmıştım. Aynı arkadaşım bu sene gelirken bana 1 adet smooth lock getirmekle kalmayıp bir de fotoda gördüğünüz real control’un deneme ürünlerinden getirmiş. Deneme poşetçikleri benim saçımın dişinin kovuğuna bile yetmediği için merak edip normal boylarını sipariş verdim. Çünkü bu da smooth lock gibi kabarma elektriklenme önleyici bir seriymiş. Daha önce farketmediğime şaşırdım bu seriyi  ve detaylı incelemek istedim. Bir de 1 yıldır aynı şampuanı kullanıyorum arada değişiklik yapmak saça iyi gelir diye düşündüm.  Ülkemizde Redken sadece sachane.com ’da satılıyor, bunu da önceki yazımda anlatmıştım. Yine oradan sipariş verdim, şansıma da indirim vardı. Aklınızda bulunsun bu arada Sachane’de Redken ürünlerinde indirim var. Gelelim iki şampuan arasındaki farka…Bir kere real control kesinlikle harika kokuyor, tarif etmem imkansız, bayıldım resmen. Şampuanı sürünce saçıma yanlışlıkla krem sürdüm sandım, öyle bir etkisi var, saçtan biraz zor çıkıyor ve ciddi bir kayganlık veriyor yıkarken. Saçınız zor taranıyorsa bu baya işinize yarar. Şampuanı genel olarak çok sevdim ama kabarıklık konusunda bana yaramadı. Smooth lock gibi bir önleme kuvveti yok yani. Fakat elektriklenmeyi önleme başarısı çok iyi. Yani şöyle bir tavsiye verebilirim, eğer saçınızın kabarıklığı ile ilgili bir derdiniz yoksa ama elektriklenme tüy tüy olma derdiniz varsa bu şampuan size iyi gelebilir. Saça verdiği canlılık, parlaklık falan yabana atılacak gibi değil, gerçekten ilk kullanımdan itibaren etki ediyor. Bu arada sönük saçlılar, sizi unuttum sanmayın. Akyaka’daki saçının sönüklük derdi asla bitmeyen komşumuz için Redken’den body full isimli seriden sipariş verdim, kendisi deneyince göreceğiz eğer gerçekten başarılıysa onunla ilgili de  sizi bilgilendireceğim. Body full nasıl bir şey incelemek isteyenler için link burada: sachane.com Diğer ürünlerinden çok memnun kalmış birisi olarak eğer ince telli saçınızla derdiniz bitmiyorsa bir bakın derim, sonuçta Redken’e olan inancım tam benim. Umarım sizin de derdinize derman olur. Dediğim gibi dertli komşum tam sonuç alınca sizinle mutlaka paylaşacağım…

DIOR MANUCURE TRANSAT 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Oje konusunda kalbi chanel chanel atan birisi olarak Dior oje seçimim sizi şaşırtmış olabilir. Dior’un çıkardığı bu Manucure Transat serisi kesinlikle kaçırılacak bir şey değildi, internette görmemle sipariş vermem bir oldu. Bu seri aslında 3 renkten oluşuyor, bir de Sailor isminde mavi bir rengi var. Yani Yacht, Captain ve Sailor isimli Dior teknesinde yaşayan 3 küçük oje gibiler. Çok uzun zamandır değişik  Chanel renkleri peşinde koşmaktan gerçek bir kırmızı rengimin kalmadığını farkettiğimden bu klasik rengi istedim açıkcası. Gördüğüm en başarlı krmızı ojelerden birisi diyebilirim. Diğer kahve tonunda olan ise sahillerdeki kumlardan ilham alınarak yapılmış ve tırnakta muazzam gözüküyor, özellikle de biraz bronzlaşınca. Dior ojelerin fırçaları çok başarılı çünkü diğer fırçalara göre daha kalın. Bu yüzden şu her yere bulaşma riski olan kırmızı ojeyi bile kendim çok başarılı bir şekilde sürebildim. Ayrıca bu bir tanecik ojeye bile kocaman kutu yapmalarının bir sebebi var o da içinden set çıkması. İçinde “CD” yazan çizgili ve şeffaf tırnak etiketleri ve ufak bir törpüsü var, ojeyi sürünce tırnağınıza yapıştırıp düzelterek şekilli tırnak elde etmiş oluyorsunuz. Tabi aranızda kaç kişi tırnağına Christian Dior’un baş harflerini yapıştırmak ister bilmiyorum ama ben o kısmı ile hiç ilgilenmedim. Hadi dedem falan olsa neyse… Buradan tüm renkleri inceleyip manikür olayını daha iyi anlayabilirsiniz.

DIOR HYDRA LIFE CLOSE- UP

Processed with VSCOcam with f2 preset

Gerçekten de Christian Dior dedem olsaydı herhalde bayramda bunu falan yollardı…Markalar arası hoplamayıp bir markanın başka ürünlerini tanıtıyorum ki kafanız karışmasın. Hepsi siz mutlu olun diye…Yazın kapatıcıyla, makyajla falan işim olmuyor demiştim. Bu demek değil ki yüzüme su çarpıp günümü geçiriyorum, krem bile sürmüyorum. Açıkcası yaz için hem bir kreme hem de renk dengeleyici bir şeye ihtiyacım vardı. Araştırırken bunu buldum, sanıyorum yeni çıkmış kendisi. İnsanın yüzüne renk vermiyor ama sürünce çok hoş bir parlaklık canlılık oluşuyor, adeta ışıldıyorsunuz. Ayrıca gözenek ufaltıcı ve boşluk doldurucu etkisi de varmış. Makyaj yapıyorsanız öncesinde sürerseniz daha kalıcı ve düzgün hale getiriyormuş. Yani hem cilde nem veren bir bakım ürünü hem de dengeleyici bir krem. Çok hafif görünümlerden hoşlanıyorsanız tavsiye ederim. Pek krem ürünü kullanmayan annem bile çok beğendi, büyük ihtimalle bana çok nasip olmayacak… Sabah akşam kullanabilirsiniz yazıyor ama bence sık sık kullanmayın, mesela kendinizi özellikle de cildinizi çok cansız hissettiğiniz günlerde kullanın derim ben. Zaten bu tip ürünler her zaman değil de arada kullanıldığında daha iyi sonuç verirler göz alışması olmadığından. İyice araştırıp öyle alın dememe gerek yoktur herhalde…Bol ışıldamalar.

VICTORIA’S SECRET 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Bugüne kadar yazdığım yazılar arasında en çok geri dönüş aldıklarımdan birisi olan bikini mayo yazımı herhalde hatırlıyorsunuzdur. Bunu da hatırlamayan varsa kendinden utansın artık…Neyse leydilik bende kalsın yine de okumayan varsa buradan okuyabilir. O yazımda bu sene beyaz bikinilerin popüler olduğunu ve kendime de sipariş verdiğimi yazmıştım. Geçtiğimiz hafta ta Amerika’dan gelen VS bikinim, postacımızın bahçemize güp diye atması ile elime ulaştı. Akyaka’da tüm bikiniler elime böyle ulaşıyor, bahçeme düşerek yani. Seviyorum burayı… Bikini ilk bakışta gelinlerin düğün gecesi giydikleri iç çamaşırlara benzese de giyince öyle bir etki pek yapmıyor. VS’nin en sevdiğim yanlarından birisi tüm açık renk bikinilerinin astarlı olması, yani insanın üstüne yapışıp can sıkıcı görüntüler oluşmuyor. Zaten bu bikininin etrafında dantel gibi bir kumaş var. Bu da biraz daha kalın yapmış bikiniyi. Bu bikini ile ilgili en büyük sorun üst kısmının giyilişinin çok zor olması. Barok dönemdeki korseli elbiseler giyen kadınları çok iyi anlıyorsunuz giymeye çalışırken. Bir kere arkasındaki tüm ipleri çıkarmak imkansız bu yüzden sadece gevşetip içinden geçmeniz gerekiyor ama yukarı çıkarken ipler kaçabiliyor falan…Yani giyip çıkarması zahmetli bir üstü var bunu alırsanız giyince değiştirmeye falan çalışmayın, sahillerde heder olursunuz. Hayır yap şunun kenarına ufak bir fermuar, rahatça giyip çıkaralım…Koskoca Viktoryasın biz mi öğreteceğiz sana bu pratiklikleri. Bikini ile ilgili 2. sorun ise çok kalın olması, yani insanı bunaltabiliyor biraz. Zaten korseli olduğundan sıkması yetmezmiş gibi 2 kat kumaş yaz sıcağında pek çekilmez. E ne yapacağız biz bunu der gibisiniz…Bunu bir yaz akşamı yeterli bronzluğa ulaştıktan sonra sahil kenarında veya havuz başında takılmak için kullanabilirsiniz. Ayrıca bikininin üstü bildiğiniz büstiyer gibi, bu sene ekmek peynir gibi satılan yüksek bel pantolon veya şortlarla çok iyi duracaktır. Ben de 1-2 sahil denemesi sonrası günlük olarak kullanırım gibime geliyor zaten. Ama genel olarak güzel bikini, şimdi haksızlık edemem. Zaten güzel olup da zahmetli olmayan ne var şu dünyada ?

BİNBİR GECE MASALLARI

Processed with VSCOcam with f2 preset

Bu kitap tabii ki ilk kez okuduğum bir kitap değil. Yıllar yıllar önce bir Ekim ayında Akyaka’ya gelirken bu serinin tüm kitaplarını almıştım. Çünkü yıllardır bu masalları okumadığımı farketmiştim. Yani çoğumuz bu masalları biliyoruz gibi düşünüyoruz ama kitabı okuyunca öyle olmadığını farkediyorsunuz. Bu kitap bence yazın okunacak en ideal kitaplar arasında. Bu dediğim tüm seriden bahsediyorum, bu sadece 1 tanesi, sembolik olarak koydum. Kitabın dili, hikayeleri anlatışı, tasvirler insanın aklını uçuruyor. Yani benim üzerindeki etkisi böyle. Ayrıca neredeyse öykülerin %80′i erotik detaylar içeriyor. Biz bunları böyle öğrenmedik diyebilirsiniz okurken yani…Hiç rahatsız edici bir erotiklik değil ama, yemişler şerbetli tatlıları, sevişip durmuşlar gibi masallar yani. Ben bu tip kitaplarda bulunan hayal gücünden çok etkilenen bir insanım, bu olayları kurgulamak ve bu şekilde büyülü gibi anlatmak bana hayranlık uyandırıcı geliyor. Eğer siz de Alaaddin’i hala ciniyle şarkılar söyleyen birisi sanıyorsanız bu masalları tekrar okumanızın zamanı gelmiş demektir.


Tambirleydi hakkında


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑