Tam Bir Deneme 18/11/2014

İşte o an geldi… Gerçekten bu sefer ne söyleseniz haklısınız ciddi bir ara verdim denemelere. Aslında o kadar da haklı sayılmazsınız, bir saniye ya, geçerli sebeplerim var. En son Akyaka cennetinden yazmıştım deneme yazımı, şu an tipsiz bir İstanbul akşamındayım. Akyaka’dan dönmemle birlikte ufak bir kaos ortamına düştüm hem biriken işler hem de abim Güray’ın sakatlanması derken hiç denemeler yazmaya vaktim kalmadı. Bununla birlikte kendime Ask.fm adresi açtım ve oradan cevapladığım sorular deneme yazılarım için ciddi bilgi edinmeme sebep oldu. Beni takip edenlerin en çok sorduğu ürünler, dertler neler öğreniyorum yani. Merak eden olursa ask.fm/tambirbeybi hesabım.. Oradan bana ( leydiye sorar gibi ) sorular sorabilirsiniz.  

Geçtiğimiz hafta denemelerin şahını yaşadığım için kendimle ilgili özel bir geceyle başlamak istiyorum ürünlerden önce….

GQ MEN OF THE YEAR ÖDÜL GECESİ

GQ yazarı olmak bazen sürprizlerle dolu olabiliyor, özellikle de meşhur MOTY gecelerinde… Bu sene ödül gecesi için toplantıya gittiğimizde patronumuz Okan Can Yantır bir bomba patlatıp abim Güray ile ödül gecesi Google üzerinden canlı yayın yapacağımızı söyledi. Üstelik bu ülkemizde bir ilk olacaktı, hem Google hem de GQ açısından ciddi bir önemi vardı yani. Duyduğum andan itibaren nekadar streslere girdiğimi tarif etmem imkansız, zaten az çok tahmin edebiliyorsunuzdur. Ne giyeceğim, nasıl görüneceğimi bile dert edemedim “canlı yayında ne konuşacağım” derdinden. Saçmalarım diye o kadar korktum ki zaten aşağıda canlı yayının video linkini paylaşacağım izlerseniz göreceksiniz ilk 15 dakika sincap gibi etrafa bakıyorum. Çünkü o dakikalarda “ne zaman kalp krizi geçireceğim” diye düşünüyordum. Sonuç olarak hiç beklediğim gibi olmadı ben bir açıldım pir açıldım, Güray ile hiç prova yapmadan gayet güzel idare ettik diye düşnüyorum. Hayatında ilk kez canlı yayın yapmış insanlar olarak başarılıydık bence, en önemlisi çok da komiktik… Türkçe nasıl konuşurum diye kaygılanırken İngilizce konuşmam gerekti tabii ki katlettim ama o bile çok komikti bana göre. Zaten izleyenlerin çoğu ve özellikle de Google cephesi çok memnun kalmışlar. Çok popüler konuklar ağırladığımız için de izlenme oranımız yüksekmiş. Ben kendi adıma böyle bir deneyimim olduğu için çok mutluyum ve benim için harika bir anı olarak kalacak… Linki şöyle bırakıyorum 40 dk olduğunu da belirteyim, şimdi izlemeyin yazıyı okuyun öyle izlersiniz… http://www.youtube.com/watch?v=Ol90nlB7bAI

Bununla birlikte tabii ki en çok merak edilenlerden birisi de ne giydiğim oldu… Bunu Instagram’da da bolca paylaştım ama tabii ki siz kıymetli deneme sevenler için hepsini toplayıp kolaj yaptım… Kıyafetimi geçen sene de olduğu gibi Özlem Kaya tasarladı ki bence gerçekten çok başarılı bir elbiseydi. Kadın beni nasıl iyi göstereceğini çok iyi biliyor, sayesinde bol bol iltifat topladım. Ayakkabılarım Miu Miu, bilen bilir kendisi benim en favori markalarımdan birisidir. Muhteşem makyajımı ise Türkiye’nin en iyi makyaj sanatçılarından birisi ve aynı zamanda çok yakın arkadaşım olan Melis İlkkılıç yaptı. Beni o kadar güzel yaptı ki kendime yabancılaştım… Her şeyim çok havalı olduğumdan saçımın payına düz fön düştü bunu da tabii ki Ertan Altun yaptı. Yani bu ellerden çıkıp da kötü görünmek ayıp olurdu…IMG_0671IMG_0672

Şimdi asıl denemelere geçebiliriz.

NARCISO RODRIGUEZ – NARCISO 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Mis gibi kokularla denemelere başlamak en iyisi diye düşündüm…  Parfüm konusunda daldan dala atlayan birisi değilimdir, zaten daha önceki deneme yazılarımdan birisinde parfümümden bahsetmiştim. Elimde en fazla 2-3 parfüm bulunur ama genelde hep aynı şeyi kullanırım. Arcon Kozmetik’den Dilara Müftüoğlu da bunu bildiğinden “bu parfüm düşüncelerini değiştirecek” diyerek bana bunu yolladı sağolsun. Yeni parfümler hep aynıdır ya, 2-3 kullanırsın sonra sıradanlaşır, işte bunda öyle bir şey yok. Tam olarak ismininde geldiği efsane gibi kendisine bakarken göle düşen Narcissus gibi kendinizi koklarken millete yakalanabilirsiniz bunu kullanırsanız. Bu konuda sizi uyarıyorum yani, o kadar başarılı olmuş. Bende Narciso’nun Musc isimli parfüm yağı var ve mesela biraz kadınsı olduğundan pek sık kullanamam ama bu hiç öyle değil. Biraz erotik bir kokusu da var kesinlikle. Mesela parfümün içeriği için hazırlanan şu metni okur musunuz bir allah aşkına:

“Koku güve otu notalarını, klasik odunsu aileden en zarif notayı, yoğun kadınsılığı içinde barındıran cesur bir koku bileşimi ile dönüştürür.  Misk, kokunun imzası niteliğindeki orta notası olarak kalırken, amberle yumuşatılarak ve kokuya sıcaklık ve duyusallık getirir.  Güveotunun öne çıkan odunsu notaları ile aydınlık beyaz ve koyu renk sedir, narin çiçek notaları, duru gardenya ve yumuşak ışıltılı bulgar gülü ile buluşarak hem cesur hem incelikli eşsiz bir sentezi oluşturuyor. Sonuç: kalıcı, baştan çıkartıcı ve son derece kadınsı bir koku.”

Şunu okurken bile kendinizi hafiften tatlı tatlı hissetmiyorsanız üzgünüm ama sizde bir sorun var demektir… Şişesinin tasarımı da diğerlerine göre farklı, klasik dikdörtgen yapısından uzaklaşıp daha minik kare bir şişe tasarlamış kendisi. Renginin beyaz olmasına ve tasarımının sadeliğine bayıldım açıkcası. Gelelim en önemli konuya, yani kalıcılık… Bu aslında sizin teninize uyum sağlaması ile ilgili bir durum, yani tüm parfümlerde böyledir. Bir başkasında buram buram kokan parfüm sizde kalmayabilir bu yüzden kalıcılık konusunda size ne dersem diyeyim bu sizi doğru yönlendirmez bana göre. Paris’de ünlü bir parfümcüye gitmiştim, oradaki kadın ten renginden kan grubuna kadar incelenip öyle parfüm almalı insanlar demişti. Bizde bileğe sık biraz eli salla hop at cebe parfümü. Adamlar işi biliyorlar sana öyle her parfümü satmıyorlar işte. Sonuç olarak bence bu parfümle biz iyi anlaştık çünkü gün sonunda bana hala tatlı tatlı kendini hissettiriyor. Zaten delice parfüm sıkanlardan ve yanında şişe taşıyanlardan değilim ve buna rağmen mutluyum.  Eğer yeni bir parfüm arayışındaysanız kesinlikle bir bakmanızı tavsiye ediyorum.

KERASTASE DISCIPLINE 

Processed with VSCOcam with m6 preset

 Şampuansız bir deneme düşünülemezdi değil mi. Bir süredir Twitter’dan takip edenler bu seriyi merak ettiğimi bilirler. Bundan önce bir önceki deneme yazımdaki Phyto düşüncemi güncellemek istiyorum. Şampuan gerçekten başarılı ve iyi ama benim saçıma uzun vadede iyi gelmedi, Akyaka’da sular mis gibi olduğundan saçımın parlaklığının sönmesi gibi bir sorunum olmuyordu ama İstanbul’a dönmemle saçımın matlaşması bir oldu ve bunu da Phyto kurtaramadı ne yazık ki… Saçımın dökülmesi de saçlarımı kestirince durdu, demek ki kesilmek istiyorlarmış.

Bu güncellemeden sonra Kerastase’a geçebiliriz. Bu şampuanı bana sizin Iconjane diye bildiğiniz Ferhan Talib tavsiye etti. Kendisinin saçı benimkinin yanında hiç kabarık değil ve gayet söz dinleyen bir saçı var ama bence kullan senin saçını da ciddi boyutta etkiler dedi. E zaten dünya üzerinde denemediğim şampuan mı kaldı diyip sipariş verdim. Sachane ‘den sipariş verdim ve bu aşamada çok hoşuma giden bir şey gördüm. Diğer şampuanlar için var mı pek incelemedim ama Kerastase için 20ml’lik şişeler yapmışlar. Yani koskoca şampuanı alıp da beğenmeyip bir köşeye bırakma gibi bir derdiniz kalmıyor. Bu boyunu tamamen bitirdiğinizde zaten şampuanın saçınıza yarayıp yaramadığını çok iyi anlamış oluyorsunuz. En sonunda ülkemizde de böyle bir girişim gördü yani… Banyom şampuan mezarlığına döndü resmen, umarım tüm markalar bunu yaparlar. Saç kremi veya diğer ürünler için deneme boyu yoktu ama ( ben de bulamamış olabilirim tabi ) bu yüzden dev gibi olanını aldım. Saç kremsiz bir şampuanı anlamam çok zor çünkü. Bu güzel kokulu şampuanı kullandığınız zaman saçınızı çok kolay tarayabilrsiniz, burası kesin. Yani arada kremsiz bile kullanırsanız sorun olmaz gibi geldi bana. Kabarmayla ilgili de gerçekten gözle görülür bir fark yarattı, zaten Kerastase başarılı bir şampuan yıllarca kullanmıştım kendisini, bu serinin de hakkını vermişler. Tüm bunlara rağmen kullanmaya devam etmeyeceğim çünkü ne yazık ki bu da saçımın parlaklığını bana geri vermedi. Redken harcinde İstanbul sularına dayanıklı şampuan yok resmen, böyle şey olamaz. Redken’e döner dönmez saçım anında eski formuna kavuşuyor. Beni annem Redken için doğurmuş sanırım, artık başka şey düşünemiyorum. Redken yazımı da eski denemelerde bulabilirsiniz. Eğer parlaklıkla ilgili bir sıkıntınız yoksa bence kabarmalar , elektriklenmeler için çok ideal bir şampuan bu. Mesela Ferhan’ın da saçlarını gayet parlatmıştı, bana mı garezi var anlamadım. Yani özetle siz bu şampuandan tam randıman alabilirsiniz, benim dertli saçıma bakmayın hiç, merak ediyorsanız deneyin.

YVES ROCHER PURETE 

Processed with VSCOcam with m6 preset

Bakın bu ülkede benim kıymetim bilinmiyor, leydiden anlamıyor insanlarımız… Size söylüyorum ki siz bilin. Kendi saçımla ilgili şeyler paylaşıyorum ama sizi de düşünüyorum, sizlerin de sorunlarınıza çözüm bulmaya çalışıyorum. Daha ne yapayım, bir gelip kafanızda aşağı hamam tası ile su dökmediğim kaldı… Neyse konuya gelecek olursak geçtiğimiz günlerde Ertan Altun’a abim Güray ile gittiğimizde Ertan Güray’a bu şampuanı verdi. “At o evdeki pis şampuanları ve sadece bunu kullan” dedi. Güray ile birlikte annem de kullandı, bunların saçlarında bir parlamalar, bir kendine gelmeler farkettim. Şampuanı inceleyince anladım ki yağlı saçlar çin arındırıcı bir şampuanmış ve için de de paraben gibi zararlı şeyler yokmuş. Bana en çok sorulan şeylerden birisi yağlı saç şampuanı olduğundan hemen sizinle paylaşmak istedim. Şampuan ilk kullanımdan itibaren kendisini belli ediyor, gerçekten saçınızı hem yağlandırmıyor hem de hacim, parlaklık veriyor. Eğer bu tip bir şampuan arayışındaysanız mutlaka deneyin, daha detaylı bilgi için de Buraya tıklayabilirsiniz, kendi sitesinde hem diğer ürünleri hem de bu şampuan ile ilgili bilgi mevcut yani. Bu arada kuaförüm Ertan Altun’u merak edenler eski deneme yazılarıma bakabilirler kendisinden bahsetmiştim. Bu da kendisinin internet adresi: www.ertanaltun.com

WHITTARD CHILLI HOT CHOCOLATE 

Processed with VSCOcam with m6 preset

Biraz ağzımız tatlansın… Geçtiğimiz günlerde ağzının tadını bilen bir arkadaşımın evine ziyarete gittiğimde gördüğüm bu şahane şeyi anında gidip almam kaçınılmazdı… Sıcak çikolatayı evde yapmaktan hiç hoşlanmam. bana hep çok dandik gelir. En favorim de Godiva’nın sıcak çikolatasıdır. O buram buram yoğun kaloriyi hissetmeden çikolata içtiğimi anlamıyorum yani. Bu tabii ki öyle yoğun bir sıcak çikolata değil ama aroması inanılmaz. Biraz chai tea latte, biraz çikolata gibi kendisi. İçinde chilli ve tarçın aroması var çünkü, boğazda ufacık bir yanma, ağızda hoş bir tat bırakıyor. Bugüne kadar evde yapılan sıcak çikolatalar arasında en favorim bu oldu diyebilirim. Asıl konuya gelelim, yani nerden aldığıma. Burası ülkemizde sadece Akasya AVM’de var, yani bana yakın olsa şaşardım zaten. Dükkanı ilk gördüğümde ağzımda çıkan laf şuydu “burası resmen tambirleydi mekanı” çünkü gerçekten de öyle. Sıcak çikolata, çay ve kahve satıyor daha ne olsun? Çok köklü bir marka bu arada, tabii ki de İngiliz. Dükkanda çay takımları da mevcut, ben gayet beğendim hepsini. Çeşit çeşit kahveler, çaylar ve sıcak çikolatalar arasında kendinizi kaybetmek istiyorsanız mutlaka gidin derim. Sonra “tambirkeyif” etiketinde fotoğrafınızı paylaşmayı unutmayın ama…

TWINS COFFEE ROASTERS

image6

Bazı yerlere gidince “işte aradığım şey” dersiniz ya, işte o bana çok nadiren oluyor, özellikle de İstanbul’da. Sanıyorum özellikle de bu her popüler yerin delicesine kalabalık olması, her gittiğinde farklı tatlar ve tavırla karşılaşmak beni en çok soğutan şeylerden, bu yüzden İstanbul’da beni mutlu eden mekan sayısı çok az. Burayı Nilay Örnek isimli boğazına düşkün bir arkadaşımdan duymuştum ama pek ilgimi çekmemişti Gümüşsuyu’nda olmasından dolayı. Nedense orada böyle tatlı bir yer olabileceğini düşünememişim. Leydiler de yanılır ne var bunda? Neyse, bir pazar günü kuzenimi Gümüşsuyu’ndan yolcu ettikten sonra anneme gel şuraya bakalım nasılmış dedim, iyiki de demişim. Girdiğimizde içerde kimse yoktu ve delicesine bir huzur ortamına sahipti, annemle otutur oturmaz birbirimize bakıp “ne kadar tatlı bir yer” dedik. Büyük ihtimal kimseciklerin olmaması ve sade, sıcak tasarımı bizi derinden vurdu. Sonradan gelen giden oldu ama gerçekten sırf bir kahve içelim dediğimiz yere yapıştık, kalkamadık. İşletmecilerinden Agah ile konuştum tabii ki dayanamayıp, çünkü içerisi özenilerek yapılmış bir yer, hiç ticari bir his yok belli. Tahmin ettiğim gibi Agah da bana ne kadar özendiğinden bahsetti. Mesela sol üstteki fotoğrafta gördüğünüz termos bardaklardan yaptırmış ve “twinstogo” etiketiyle mekana en uzak yerde fotoğraf paylaşanlara bir dahaki gidişlerinde ücretsiz kahve veriyor. Bardakların tasarımı da bu Instagram fikri de çok hoşuma gitti. Artık her şey insanları doluşturmak üzerine yapılırken birilerinin farklı kafalarla girişimde bulunması çok hoşuma gidiyor. Paris’den gelen kruvasanlarından da denedim, gerçekten çok lezizdi. Lattelerinin güzel olduğunu söylememe gerek bile yok… Gümüsuyu Asker Hastanesi’nin girişinin tam karşısındaki bu mekan  açık ara kahve dükkanı favorim oldu. Gidip keyif gibi keyif yaparken kulaklarımı çınlatırsınz artık… Instagram hesabı da: twinscoffeeroasters

MEKTUP / SIMON GARFIELD

Processed with VSCOcam with f2 preset

Mektup yazmak benim hayatım için çok özel ve önemli bir şeydir. Kendimi bildim bileli sürekli birilerine mektup yazarım, 20 sayfa mektup yazdığımı bile bilirim… Hala dara arada New York’a, Ankara’ya mektup yazdığım oluyor. Berbat el yazıma rağmen ısrarla yazıyorum, artık onu da okuyan düşünsün diye. Bununla beraber mektup okumak da harikadır benim için. Gerçi bunu sevmeyen çok az insan vardır diye düşünüyorum.

Uzunca bir süredir ilgimi çeken bir kitap görmemekten şikayet ederken karşıma bu kitap çıktı, adeta benim için yapılmış diyebilirim. Mektup adabından, yazışma tarihlerine, kim neler yazmış nasıl bir üslup kullanmış… vs yani bir mektupla ilgili her şey var bu kitapta. En sıkıcı mektuplar, en acaipleri derken kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Ben buna kitap değil de sanki bir ansiklopedi gibi davranıyorum, sırayla okumak yerine açıp açıp karşıma denk gelen bölümlerini okuyorum, daha zevkli oluyor. Mektuplara karşı benim gibi zaafınız varsa, hemen koşup alın, bayılacaksınız.


Tambirleydi hakkında


2 Responses to Tam Bir Deneme 18/11/2014

  1. Cansu says:

    Kişisel bölümde biraz da kariyerinizden ve eğitim hayatınızdan söz edermisiniz leydim ?

    • tambirleydi says:

      İnsanlarla ilgili en son merak ettiğim şey kariyerleri ve eğitimleridir bu yüzden kendimle ilgili bölümde de bundan bahsetmek istemedim. Başkalarının hayatları ile ilgili merak seviyesini düşürmeye katkım olacağını düşünüyorum böylelikle, pek umutlu değilim ama olsun:) Ayrıca kariyerimle ilgili konuşurken de yazarken de kendimi tuhaf hissediyorum, diğer insanlar gibi sıralamaya meraklı değilim hiç. Çoğu şeyi söylemiyorum hatta aklıma bile gelmiyor. Sanılanın aksine çok daha bol çalışmalı, iş disiplini yüksek ve emek vermeli bir kariyer geçmişim var diyeyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑