Tam Bir Deneme 17/09/2014

Akyaka günlerim devam ederken bol yatışlar ve yazı yazmalar arasında tabii ki yeni şeyler deneyip özellikle en faydalılarını sizlerle paylaşmayı unutmadım görüyorsunuz ki… Büyük ihtimalle bu yaz Akyaka’da yazdığım son deneme yazısı olacak, evet en sonunda benim bile tatilim bitiyor ve dönüyorum. Kışın bunları okurken ne kadar da çabuk geçmiş diyeceğiz, bu yüzden dediğim gibi tatiliniz nasıl olursa olsun önemli olan size hissettirdikleridir. Böylelikle kış günlerinde sizi teselli edecek duygularınız olur… Bu duygusal giriş ile sizi süpersonik yazıma davet ediyorum: 

DIOR ONE ESSENTIAL SERUM – HYDRA LIFE KREM

Bir önceki deneme yazımdaki Dior deneyimimi gören Arcon Kozmetik’den Dilara Müftüoğlu bana bu iki şahane kremi yolladı. Şurada 6 Ekim’e az kaldı, yaşın oluyor 32, yavaş yavaş toparlanmanın zamanı geldi al şunları sür de yüzün krem görsün demek istedi sanıyorum… Yüz kremleri konusunda ne kadar hassas olduğumu biliyorsunuz ( bilmeseniz de öyleymiş gibi devam edelim lütfen ) ne zaman hevesle bir kreme başlasam mutlaka alerjik bir sonuçla bırakıyorum. Doğal olarak biraz seviyeli yaklaştım kendilerine. Öncelikle One Essential serumdan bahsetmek istiyorum. Siz yine benden iyi bilirsiniz son zamanların gözdesi Dior One Essential serisinin en havalısı buymuş. Yüzünüz için bir çeşit detox etkisi yaratıp yenileyici hücrelerinize yol açıyor diyebilirim. Yani ne kadar dikkat ederseniz edin eğer gözenekler yeterince arınmış değilse yüzünüze sürdüğünüz kremlerden verim alamıyorsunuz, bu yüzden işte bu serum çok kıymetli. Ben gece yatarken de krem sürmem çünkü karma bir cilde sahibim sabah gerçekten burun bölgem yağlı uyanıyorum sürünce, serumu denediğimde sabah bebeksi bir şekilde uyandım ve inanamadım, sırf bu özelliği bile beni tavlamaya yetti. Sabah akşam kullanıyorsunuz yani bunu. Etkisi ilk kullanışta kendisini gösteriyor, bu baya iddialı bir durum bence. Hydra Life yüz kremine gelince, bu da 2 kullanım sonrası komşumuzun “senin yüzüne bir parlaklık gelmiş ne sürdün” diye tepki verdiği bir krem, daha ben ne söyleyeyim. Bir kaymaksılık, bir tatlılık veriyor ve bu başkaları tarafından hemen farkediliyor. Bu krem bence özellikle İstanbul’da çok işime yarayacak, çünkü çok nemli olduğu için pek krem kullanmıyordum cildim yağlanıyor diye, Hydra Life hiç öyle yağlı gibi değil. Hatta sürünce şimdi bu yetti mi ya diye endişe ettim, anında kayboldu. Göörüyorsunuz ki yüz kremleriyle ilişkisi çok ilkel olan beni bile bir şeylerden anlar yaptı bu kremler. Eğer özellikle cildiniz karmaysa size de çok iyi gelebilir diyorum.

PHYTO

Processed with VSCOcam with f2 preset

Hiç şu denemeler saç ürünsüz, şampuansız olur mu? Tambirleydiliğin şanına yakışmaz bir kere… Neyse Phyto saçından en az benim kadar dertli bir arkadaşımın bana 1 yıldır kullan diye baskı yaptığı bir markaydı. Biliyorsunuz ki ( e bunu da bilin artık ) uzun zamandır Redken kullanıyorum, buradaki yazımdan hatırlayabilirsiniz. Saçından dertli arkadaşım eczacı ve kendisi benim tam tersim olarak sönük ve pişmaniye saçlarından bıkmıştı. Phyto kullandığından beri ilk kez bir üründen memnun kaldı ve bunu sürekli bana söylemekten bıkmadı. Bu yaz saçlarım aşırı dökülmeye başlayınca en azından daha doğal diye bir deneyeyim dedim. Biliyorsunuz ki şampuanlar kullanıldıkça saç üzerindeki etkisini azaltıyor, mesela ben artık Redken’den eskisi kadar verim almıyorum, saç saç değil sinsi kıl yumağı, her şeyi kodluyor. Bu yüzden saç dökülmesinin de verdiği gazla Phyto’lardan sipariş verdim. Benim tercih ettiğim kabarma ve elektriklenme sersinden ürünlerdi, birisi şampuan diğeri yıkama sonrası bakımı. Şampuanın kapağı çok zor açılıyor bir kere dikkat edin tırnağınızı kırmayın ( gereksiz bilgilere bayılırım ). Yıkarken saçı gıcır gıcır yapıyor, hani bazı şampuanlar gibi kremimsi bir hisle bırakmıyor. Eğer saçınız zor taranıyorsa kesinlikle kremini kullanmalısınız, bu yüzden saçlarınız yolunmasın sonra. Phytodefrisant ise durulanmış saça sürülen bir bakım, ben bunu sürdükten sonra saçımı taradım, biraz daha kolay tarandı bu yüzden. Bu ürünle ilgili en şaşırdığım şey gerçekten fındık kadar miktarın yetmesi. Bu fındık mercimek gibi bakliyatlı ölçümler beni saçımın dişinin kovuğuna yetmez bu yüzden sinir olurum fındık miktarına. Phytodefrisant saça anında yayılıyor, öbek gibi gidip belli bir yere yapışmıyor… Neyse gelelim sonuca, benim saçım böyle doğallıkla övünen markaları pek sevmez, saç saç değil sinsi yaratık diye boşuna demiyorum, resmen kimyasal istiyor… Biraz ümitsiz yaklaşsam da beklediğimden iyi sonuç aldım. Özellikle tüy tüy olma konusunda çok başarılı, ama tabii ki kabarıklığı önlemeyle ilgili öyle bariz bir sonuç yok. Saçımı biraz kuruttu ama artık yazdan da kaynaklanıyor o, bu yüzden maskesini ve kremini de sipariş verdim. Kargo yetişmediğinden onları deneyip yazacak kadar vaktim olmadı, hala gelmediler. Denedikten sonra mutlaka yazarım. Bu arada Phyto sadece eczanelerde satılıyor ama ürünlerle ilgili bilgileri http://www.phyto.com.tr/ den edinebilirsiniz. Ben siparişimi http://www.dermoeczanem.com/ dan verdim, oradan saç boyaları da dahil olmak üzere oldukça ürünü var. İlk kez kullandım bu siteyi ve sevdim de, kargo takibi sipariş kolaylığı falan baya iyi aklınızda bulunsun.

WELLA SP BALANCE SERUM 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Saçların derdi asla bitmiyor, bu yüzden yine saçla ilgili bir ürünle devam ediyorum. Wella SP Balance serum benim ilk kez kullandığım bir şey değil. Yıllar önce çok ciddi bir saç dökülmesi yaşamıştım ve şampuanıyla beraber bu seriyi almıştım, o günden beri favorimdir kendisi. 2 yıl önce de yazın gerçekten korkutucu bir dökülme yaşadığımda kulanmıştım ve bu yaz da ciddi bir dökülmeyle karşılaşınca tekrar aldım. Şimdi bu dökülmelerle ilgili bazı şeyler söylemeliyim çünkü ciddi bir şey bu. Mevsim geçişlerinde saçlar dökülebilir ve bu gayet normaldir, bu 1 hafta-10 gün civarı sürer ve geçer. Eğer uzarsa doktora gitmeniz gerekiyor. Mevsimlerle alakasız olarak da dökülüyorsa doktora görünmeniz lazım, çünkü bir çok hastalık kendisini böyle belli eder. Demir ve çinko eksikliğiniz olabilir ki bu zaten kadınların bir numaralı baş belasıdır, guatr da keza öyle, bunlar hep saç dökülmesine sebep olabilir. Yani bu tip ürünlere sarılmadan önce doktorunuza gidin o zaten size gerekli kan testlerini falan yapacaktır. Tüm bunların haricinde dediğim gibi mevsimsel dökülmeniz sizi biraz telaşlandırıyorsa ve sağlık açısından da bir sıkıntınız yoksa bu serum size iyi gelebilir. Haftada en fazla 3 kez uyguluyorsunuz, ıslak veya kuru saçınıza masaj yaparak yediriyorsunuz. Naneli gibi olduğundan bir ferahlama veriyor. İçeriğinde kafein, biotin ve vitaminlerden oluşan canlandırıcı kompleks var, yani kafa derinize bir nevi kokteyl yapıyorsunuz. Dökülen saçlarınızın ardından helva yapmak gibi bir şey, en azından kafamızın ağzı tatlansın…  Bu ürün de Wella SP satan kuaförlerde var. Ben kendisini http://sachane.com/ dan sipariş verdim, sitede serinin diğer ürünleri de var. Dediğim gibi şampuanıyla kullanınca daha iyi sonuç verebilir, artık bir bakın eğer iyi sonuç alırsanız arada beni hatırlarsınız…

TCHIBO CAFISSIMO COMPACT 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Kahve makineleri ile hiç işim olmazdı taa ki geçtiğimiz Şubat’a kadar. Nespresso ile yaşadığım aşkı şu yazımda anlatmıştım, kendisini de özledim aslında bayadır ayrıyız… Neyse Akyaka’da annem Türk kahvesi babam ise bildiğimiz Nescafe sevdalısı olduğundan her yaz şöyle bir espressoya hasret kalıyordum. Bu yaz karşıma Tchibo’nun Cafissimo’su çıkınca bir bakayım dedim, şansıma da indirimdeydi ve ben de sipariş verdim. Buradan hem inceleyebilir hem de benim gibi sipariş verebilirsiniz. Neredeyse tüm yaz kullandım ve Nespresso ile çok rahat kıyaslayabilirim. Bu aşamada Cafi ve Neso diye kısaltmalar kullanacağım… Cafi gayet kolay bir makine ama birazcık kafası karışık diyebilirim. İnsanı biraz daha uğraştırıyor yani. Neso’da asla duyup görmediğim bir şeyi Cafide gördüm mesela, kireç çözücüsü ile birlikte geldi. Senede 3 defa falan kullanmak gerekiyormuş bunu, mesela bence bu biraz insanı soğutuyor. Neyse ki kolay bir işlem de hemen yapılıyor. Bir süre kullanmayınca ( mesela  1 hafta ) hemen bir yaygaralar kopuyor yok borular mı tıkanıyormuş açıp kapamak mı gerekiyormuş artık derdi neyse… Sonuç olarak makine ve işleyiş olarak kolay olsa da Nesonun çok gerisinde. Lezzet olarak gayet iyi ama, zaten asıl önemli konu bu. Ben fotoda gördüğünüz çeşitlerini favori olarak seçtim, Grand Classe Tansan Ajadi, Caffe Crema Mild ve Caffe Crema Vollmundig. Neso kadar çok çeşiti yok ama yine de güzel seçenekler var. Sonuç olarak pişman değilim sadece Nespresso Citiz&Milk süt yapımında aşırı pratik olduğundan Cafissimo ile latte yapmadım hiç. Bir de cevzeye süt koy kaynat falan hiç uğraşamam zaten pişmiş süt kokusu beni hayattan soğutuyor. Bu arada Cafissimo’nun Picco diye bir serisi de var, renkleri gerçekten şahane, al mutfağında dursun, öyle güzel yapmışlar. Yani ekonomik bir kahve makinesi arıyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Afiyet olsun.

SOSYOPIX

Processed with VSCOcam with f2 preset

Ne kadar büyük bir Instagram sevdalısı olduğumu bilmeyeniz kalmadı, evet eminim bunu artık bilmeyen yoktur. Öncelikle de biraz bundan bahsetmek istiyorum çünkü gelen tepkiler ve sorular hep bu yönde. Instagram benim için bir şeyi takip etme, ondan haber alma platformu değil, benim için tatlılıklar hoşluklar mekanı orası. Bu yüzden ki iç karartıcı, moral bozucu şeyler paylaşmıyorum hiç. Yani ben orada ne paylaşırsam siz onu görüyorsunuz ama hayatım bundan ibaret değil. Tüm gün kahve içip etrafa boş boş bakmıyorum veya sürekli birbirinden güzel mekanlara, harika sofralara gitmiyorum. Kendime güzel gelen ve bakınca mutlu olacağım şeyler paylaşıyorum ki başkası da bakınca öyle hissetsin. Benim için mutsuzluğun yeri değil Instagram. Bu yüzden sadece bana değil bir başkasına da “hayat sana güzel” demeden önce düşünün, ben sadece bu kareyi görüyorum, onun hayatını değil diye. Kendim de güzel şeyler görünce mutlu oluyorum bu bana ne kadar uzak olursa olsun. Instagram benim kitabım gibi, yazmamış olabilirim ama fotoğraflarımın hepsini bambaşka hislerle paylaşıyorum.

Evet gelelim Sosyopix’e… Kendisi ile haberdar olmamla birlikte denemem bir oldu. Çünkü dediğim gibi, çiçek gibi tazecik kıymetli bir tanecik ana sütü gibi tertemiz Instagram hesabımdaki fotolarımı çerçeve, kart yapmak gibi bir düşünce tabii ki bana şahane geldi. Hemen evin her yerini bu kartlarla doldurdum. Geçtiğimiz aylarda fotolarımdan birisini takipçilerimden Esin Hanım beğenip evime asmak isterim demişti, hemen onu hatırladım ve adresini alıp çerçeveletip yolladım, şansıma tam da doğum gününe geldi. Şaşırdı ve sevindi, e doğal olarak ben de çok mutlu oldum. Geçen gün Sosyopix de bana bir sürpriz yaptı ve Akyaka yollarında yazılmış Tambirleydi fotomu bez çantaya basıp yolladı, üstelik yanında yine bir sürü mini kartla birlikte. Elimde şu an Instagram hesabım kartlar halinde duruyor resmen. Instagram veya Facebook hesabınızdaki fotoğrafları https://www.sosyopix.com/  ‘da çerçeve, magnet, mini kart, bez çanta, kanvas tablo…vs ne isterseniz yaptırabiliyorsunuz. Siteye girip üye olmanız yeterli, tüm ülkeye ücretsiz kargo ile ulaştırıyorlar ve gayet de hızlılar. Ayrıca “gülen gözler” diye bir kampanyaları var eminim çok hoşunuza gidecektir, mutlaka bir bakın derim.

Tags: , , , , , , , , ,


Tambirleydi hakkında


3 Responses to Tam Bir Deneme 17/09/2014

  1. cemre says:

    size ve sosyopix e hayranım :) ) çok güzeller. daha önce ben de denemiştim sosyopix i çok memnun kaldım. instagram ile ilgili düşüncelerinede sonuna kadar katılıyorum. böyle devam :) ))

  2. Miray says:

    Yazıların için sana ne kadar minnettarız anlatamam.Brezilya fönüyle ilgili bi bilgin var mı?Gür kabarık elektriklenen kalın telli dalgalı saçlara sahip biri olarak bunu tek çözüm olarak görüyorum

    • tambirleydi says:

      Çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için. Brezilya fönünü ülkemizde başarıyla yapacak bir kuaför olduğunu düşünmüyorum. En azından şimdilik bu bana bir çözüm gibi gelmiyor, zaten o da geçici bir şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑