Akyaka Dedikleri

 Ne zaman vize başvurusuna gitsem, bana ”belki de ülkemizde yaşamak istiyorsun nereden bilelim bunu” gibisinden saçma bir soru sorsalar da ”Akyaka gibi bir cennet varken sizin kokmuş ülkenizi ne yapayım” gibisinden cevap versem diye hayal ederim.  Sonuçta ibiş gibi bir biyometrik çektirip yollarlar ve ben de Akyaka yine bana kaldı diye çıkarım oradan.

Yaklaşık 12 yıl önce bir Nisan günü gelip şaşkınlıkla gezdiğim ve sonrasında hayatımda ilk kez kendimi ait hissettiğim bir yer Akyaka. İlk gün kimsenin beğenmediği sonradan herkesin aşık olduğu tuhaf bir havası var. Benim buraya geliş amacım ailemin otel işletme sevdasından kaynaklandığından çok yönlü bir bakış açısı edinmeme sebep oldu. 10 Yıl boyunca o ana kadar olan hayatımın en tuhaf, en komik, en kötü, en iyi anlarını yaşadım otel sayesinde. Bu yüzden vereceğim bilgiler daha bir gerçekçi olacaktır.

Öncelikle Akyaka’nın nerede olduğundan bahsedeyim; Marmaris ve Muğla’nın tam ortasında Gökova Körfezi’nin kıyısında dağın eteklerine kurulmuş olan küçük bir belde.  Ulaşım için Marmaris otobüsüne binip Akyaka kavşağında inmek veya Dalaman Havaalanı’na inip servis ile kavşağa gelmeniz yeterli.  Yazın her gün Marmaris’e minibüsler var Akyaka’nın içinden.  Muğla’ya da her zaman yarım saatte bir belediye otobüsü ve minibüsler gidiyor.

Akyaka’ya ilk geldiğimde bankamatik bile yoktu,  postane en işlek yerdi bu yüzden.  O zamanlar şikayet ederek  Marmaris ve Muğla’ya gidiyorduk,  şimdi düşününce keşke hep öyle kalsaydı diyorum.  Girişinde bir yuvarlak var ve tüm dükkanlar onun çevresinde neredeyse.  Burayı Bodrum gibi sananlar boşuna heveslenmesinler,  mağaza butik falan yok.  Terziler var ve bikiniler şortlar satıyorlar aynı zamanda.  Çarşı gibi yerinde bakkal olsun kasap olsun ne ararsanız var ve çoğu uzun zamandır oradalar.  2 adet eczane var,  ne ararsanız mevcut.

Konaklama genelde hep aynı, apartlar silslesinden mutlaka kendinize uygun bir yer bulursunuz.  Ben 5 yıldızlı her şey dahilciyim diyorsanız Marmaris minibüsleri belediye parkının önünden kalkıyor,  gidebilirsiniz.  Bir tane büyük sayılabilecek otel var o da Yücelen Hotel.   Akyaka’nın en eski mekanlarından zaten, içinde apartları ve müstakil ufak evleri de var.  Ayrıca plajda diğer kısıma göre daha nezih bir alanları da var.  Yine de ben tavsiye etmem, genelde en güzel yerler Azmak Nehri yanındaki yerler oluyor. Buralarda Ottoman Otelleri var ilginç mimarisi ve bahçeleriyle bana göre daha güzel.  Denize uzaklık Akyaka’da en son dert edilecek bir konu çünkü son derece küçük bir yer. Tek derdi bol yokuşlu olması, tatilden bronz ve zayıf dönmek isteyenler için ideal bir yer yani. Keşke size şahane günlerimin geçtiği Ziraatçiler Otel’i tavsiye edebilseydim ama ne yazık ki annemler 10 yıldan sonra isyan edip kapattılar. Bu sene etrafıma bakındım ve Akyaka’nın içine 2 km civarı uzaklıkta olan Maden İskelesi’nin etrafındaki apartlarda kalmanın en akıllıca olduğunu anladım. İskelem Otel bunlardan birisi mesela…Dediğim gibi Ottoman Konak ve Azmak Nehri etrafındaki yerler favorilerimden. Zaten henüz bahsetmeye fırsatım olmadı ama şahane doğası olan bir yer olduğundan nereye gitseniz güzel.  Ama Maden İskelesi özellikle yazın gelen piknikçilerden en büyük kaçış noktası olabiliyor.

Buyrun otel linklerinden bazıları:

http://www.kermeottoman.com.tr/

http://www.iskelemotel.com.tr/

http://www.yucelenotel.com/

Bir de böyle bir konu var ne yazık ki özellikle Muğla ve Denizli’den gelen günübirlik piknikçiler Akyaka’yı kapasitesinin üstünde bir kalabalığa ve kirliliğe boğuyor.  Türk insanının piknik yapıp arkasına bile bakmadan gitme sevdası burada da mevcut.  Yazın ortasında geliyorsanız tavsiyem hafta sonuna denk getirmeyin.  Bir gün sahile inip veya şahane bir yer olan Çınar Koyu’na gidip Akyaka’ya aşık olabileceğiniz gibi hafta sonu gidip nefret edip kaçabilirsiniz de.  Gerçekten böyle keskin bir fark var.  Bu sene Muğla Büyükşehir olduğu için Akyaka’da mahalle oldu. Bu biraz tuhaf bir durum çünkü bağlı olduğu ilçeye ( yani Ula’ya ) bu kadar uzak bir mahalle olması garip geliyor. Bu değişim yüzünden belediye açısından aksaklıklar mevcut şu sıralar, umarım en kısa zamanda hallederler.  Akyaka kıymetinin bilinmesi ve gerçekten sakınılması gereken bir yer, umarım çarpık yapılaşmaya kurban gitmez.

Akyaka Mayıs-Haziran ve Eylül-Ekim yeri özetle. Kışı da şahanedir ama hava sıcakken buz gibi azmak sularına dalmayacaksanız hiç bir anlamı kalmaz buranın. Azmak kenarında bir sürü balık restoranı var hemen hemen hepsi de birbirine benziyor. Benim favorim Orfoz, hem yeri hem işletmesi çok güzel çünkü. Yemekleri mezeleri de inanılmaz lezzetli,mutlaka uğramanız lazım. Ayrıca özellikle öğlen saatlerinde küçük teknelerle azmak turu yapıp bu muhteşem derenin güzelliklerini görmelisiniz. Akyaka küçük bir yer olduğundan ne nerede diye detay vermiyorum, kendiniz keşfedin bence.

Bir de özellikle son dönemlerde popülerleşen kitesurf olayı var. Aslında çok uzun süredir Akyaka kıyılarında rüzgar sörfü ve kite yapılıyordu ama son 3 yıldır ciddi anlamda popüleritesi arttı. Önceden kimseciklerin olmadığı sit alanında şimdilerde bir sürü sörf okulu var. Bu tabii ki güzel bir şey çünkü spor amaçlı turizm her zaman o bölgeye fayda sağlar, geçtikleri yeri pisleten piknikçiler yerine sörfçüleri ağırlamayı tercih ederiz…

http://kiteboardturkey.com/ adresinden tüm detayları öğrenebilirsiniz.

Peki neden buraya aşık oluyoruz, anlatayım.

Muğla’nın ilçeleri arasında en bol yeşilliği olan bölge burası. Her yer orman ve değişik bitkiler ile dolu. Ben burada tropik böceklerle anlaştım,sivrisineklerle barıştım. Öyle şahane bir doğası var yani. Akyaka’da dikkati çeken bir başka şey de mimarisi. Nail Çakırhan buraya kendisine özgü bir mimari katmış ve yapılan tüm evler bu standarta uymak zorunda. Arada ufak tefek kaçaklar var ama öyle olmasa Türkiye’de olduğumuzu unutabilirdik, neyse ki gördükçe hatırlıyoruz. Dağın dibinde hep aynı tarz evler ve şahane bir körfez, daha ne olabilir ki. Denizi mavi bayraklı ve benim bugüne kadar gördüğüm tüm mükemmel koylar bu civarda. Mesela bir yer var söylesem mi bilemiyorum…Kimse gelmesin istiyorum ama zaten bilen biliyordur: Akbük. Didim’deki sıkıcı yazlıkçı yerle karıştırmayınız, alakası yok. Burası gören herkesin aklını bıraktığı yer diyeyim özetle. Görmeden inanamıyorsunuz. Akyaka içinden çıkılan tekne turları da çok etkileyici koylara uğruyor,bunlara da hafta içi katılmak en akıllıca olanı.

Yazdın da yazdın hani belgeleri diyenler için fotoğrafları diziyorum

Akyaka sahili

Çınar Plajı

Processed with VSCOcam with f2 preset

Akbük Koyu

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with f2 preset

Azmak kenarı ve Orfoz Restaurant Klasiklerim

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with f2 preset

Maden iskelesi

Processed with VSCOcam with f2 preset

 ”Aşağı Yuvarlansam Akyaka” isimli Gökova Körfezi fotoğrafım

Akyaka ve ben isimli romantik çalışmam…

Processed with VSCOcam with f2 preset

Çok seviyorum.

Tags: , , , ,


Tambirleydi hakkında


10 Responses to Akyaka Dedikleri

  1. Aslı says:

    Leydim, biz de özellikle senin instagram fotoğraflarından sonra çok merak edip Kurban Bayramı tatili için 3-6 Ekim arasına Akyaka’ya gitmeyi planladık. Umarım hava güzel olur :) Rezervasyon için hem İskelem Otel’den, hem de Big Blue Hotel’den yer ayırdım ama sanırım bu yazıdan sonra İskelem’de karar kılacağız.. Sence Kurban Bayramı’nda da günübirlikçiler olur mu? Teşekkürler yazı için, ellerine sağlık :)

    • tambirleydi says:

      Sayenizde doğum günümün kurban bayramına denk geldiğini öğrendim şu an :) Eylül ve Ekim ayı Akyaka’nın en muhteşem zamanları, akşamları serin olacağı için mutlaka tedarikli gelin derim…İskelem Otel’in olduğu yer Maden İskelesi, yani bol esintili bir yerdir. Buranın güzel yanı piknikçiler buraya pek uğramazlar, daha ilerde Çınar Koyu var orada takılırlar. Ama sabah erkenden kimseler gelmemişken mutlaka oraya da gidin derim. Günübirlikçilerden özellikle bayramlarda kaçmak imkansız ama yazınki kadar can sıkıcı olmayabilir, kurban bayramında millet kurban kestiği için hemen hücum etmiyor. Eğer arabayla geliyorsanız ( ki İskelem Otel Akyaka’nın içine 3 km civarında olduğundan arabasız geliyorsanız sıkıntı olabilir orada kalmanız ) etrafı bol bol gezin hava da güzel olursa eminim güzel bir tatil geçirirsiniz. Ben o sıralarda büyük ihtimal İstanbul’da olacağım için bu sefer de ben sizin fotoğraflarınıza bakarım artık:) İyi tatiller.

      • Aslı says:

        Çok teşekkür ederim cevabın için. Bir soru daha sorsam umarım seni darlamış olmam :) Şimdi benim 2 yaşında bir bebikim var ve o da bizimle olacak, fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla İskelem’in kumlu bir plajı yok ama Big Blue’ da vardı, ben pek kum sevmem ama çocuk olunca haliyle onu da düşünmek lazım. Bir de esintili olur dediğin için yine kafam karıştı :) Arabamız da olacak ama bir de Kiteboard yapmak isteyen bir koca mevcut, sanırım Kiteboard alanı da merkezde. Ne dersin, yine de İskelem mi?
        Gittiğim yerlerden fotoğraf eklerken hep seni mention layacağım leydim :) çok merci!

        • tambirleydi says:

          Sahil tarafında ormanın içine doğru Apple Beach var, orası çocuklu ailelerin tercihi çünkü denizin kumlu ve sığ bir bölümü var. Benim tavsiyem sabah erken saatlerde gitmeniz yönünde, çünkü çok kalabalık oluyor… Bu arada kite alanı Akyaka’nın içinde değil oraya araba ile veya deniz yoluyla gidiliyor ve çılgınca bir rüzgar söz konusu. Yani nerede kalırsanız kalın oraya başka türlü bir ulaşım söz konusu değil zaten. Bebek ile kite alanında biraz zorlanabilirsiniz bu rüzgar yüzünden. Kite eğitimi min. 3 gün sürüyor ve sabahtan akşama kadar orada kalınması gerekiyor yani eğer o alana eşinizle birlikte gitmezseniz biraz yalnız bir tatil geçirebilirsiniz : ) Bu aralar hava serinledi mesela, akşamları özellikle üşümemek için tedarikli gelin derim. Eğer fiyat açısından bir kısıtlamanız yoksa Ottoman Otel’de de kalabilirsiniz, konak ve palas olanı var hangisini seçerseniz artık. Bir bakın isterseniz. Şimdiden iyi tatiller diliyorum Konyalı’da gözleme ve karışık tost yiyip Akbük’e gitmeyi unutmayın.

  2. ilker says:

    2 yıl önce senin twitter ve blog üzerinden tavsiyelerin üzerine bir kere geldim ve o günden sonra, hep bir daha Akyaka’ya gitmek gibi bir hayalim oldu. Hatta böyle övgüler gördükçe ben tekrar gidemeden oranında tadını kaçıracaklar reklamını yapmayın diyesim geliyor ama paylaşmak güzeldir :)

    Teşekkürler.

  3. Eyüp says:

    Gökova , Akyaka yazınız ve fotolar mükemmel, Gökova Kozlukuyu mahallesinde annem ve kardeşlerim yaşıyor. İstanbul’ dan fırsat bulup senede bir hafta Gökovaya gitmez isem o seneyi yaşamamış sayıyorum. 20 yıl öncesinde Azmak deresi, orman kampı , maden , çınar koyu ve sahil çok doğal ve bakir idi.Şimdi betonlaşma ve rant her yeri sarmış durumda maalesef , şezlong fazlalıgından güzelim kumsalda yürümek bile hayal oldu.. her şey gönlünüzce olsun..
    Gökova aşıgı..

    • tambirleydi says:

      Ne yazık ki ülkemizdeki güzel yerlerin kaderi hep aynı… Ben yine de ümitsiz değilim bu insanlar eninde sonunda buralardan vazgeçip yeni yerler bulacaklar kendilerine. Eğer belediye de Akyaka’yı sevenlerle aynı doğrultuda ilerlerse yine huzurlu ve sakin Gökova sahillerimize kavuşabiliriz.. Umarım böyle olur yani. Teşekkür ederim yazımla ilgili düşünceleriniz için.

  4. tuğba says:

    Benim de her gittiğimde kendimi çok mutlu hissettiğim, tuhaf ama güzel anılarla İstanbul’a döndüğüm sihirli bir yer var ki: O da Polente…Önermekten kendimi alamadığım, ilham verici Bozcaada’nın Yunanistan’a bakan en batı ucundaki küçük fener..Naçizane bir tavsiye..:)

  5. Asli Metin says:

    Merhaba,
    Akyaka ile ilgili arastirma yaparken sitenize rastladim ve en guzel bilgiyi sizden alabilecegimi dusundum. Yillardir Akyaka’ya gitmek istiyoruz ama bir turlu kismet olmadi. Bu yil Haziran sonunda gitmeye karar verdik. Cok begenecegimize eminim ama deniz suyu sicakligi ile ilgili suphelerim var. Biz normalde temmuz, agustos aylarinda Antalya’nin ozellikle Kemer’in sicak sularina aliskiniz. Mesela Bodrum falan bize soguk gelir. Akyaka’da da Azmak’tan dolayi deniz soguk oluyormus sanirim. Iskelem Otel’de kalmayi dusunuyoruz. Cevredeki koylara da gideriz. Sizce deniz suyu sıcakligi yonunden memnun kalir miyiz? Yoksa cok mu usuruz? Haziran sonu yanlis bir secim mi sizce? Agustos’ta mi gitmeli yoksa? Tesekkur ederim…

    • tambirleydi says:

      Merhaba

      Eğer sıcak su seviyorsanız sanırım pek mutlu olamazsınız… Gökova KÖrfezi soğuk suyu ile meşhurdur ve Akyaka’nın denizi de özellikle Antalya’nın yanında kutuplar etkisi yaratabilir üstünüzde: ) İskelem Otel’in bulunduğu Maden İskelesi’nin suyu da hayli soğuktur. Ben soğuk su seven birisi olarak bazen ciddi üşündüğümü bilirim. Ağustos tabii ki sıcak havası sebebiyle daha kolay denize girmenizi sağlar ama o zamanlarda da Akyaka aşırı kalabalıktır. Alaçatı’ya gittiniz mi bilmiyorum ama oranın da suyu serindir, eğer orada denize girmekte zorlanıyorsanız Akyaka’da sizi zorlayacaktır. Bence Eylül veya Ekim ayını tercih edin, hani denize girmek zorunda gibi hissetmeyeceğiniz bir mevsim gidip görün derim ben. Hem daha sakin olur hem de eminim daha çok hoşunuza gider.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Asansörle Yukarı Çık ↑